Dışımızdakiler ve İçimizdekiler, Hepsi İçimizde
|
|
Yazının tarihi sağ üst köşesinde bulunuyor, "4 ocak 2010", görmemiş olmalısın. Yorumun için çok teşekkür ederim, beğenmiş olmana da beni çok memnun etti. Düşüncenin ve fikrin farklı zihinlerde karşılık bularak değer kazanması güzel bir durum.
"Sorgu" adlı denememde de olduğu gibi, kimi yazılarımda direkt olarak kendimle konuştuğum ve kendime telkinlerde bulunduğum açıkça görülebilir, fakat doğrudan dışımdaki bir kişiye konuşur şekilde yazdığım bu ve benzer anlatım özelliklerine sahip yazılarımda telkinlerde bulunduğum, gerçekten de benim dışımdaki birisi, birileri, herkes ya da hiç kimse. Belki de bir öğretmen yaklaşımı ile, farkına vardığım küçük ayrıntıların farkına varmasını arzulamam birilerinin. Bir kıvılcım saçmak zihinlere.
yazarken, konuşurken, eyleme geçerken, hatta düşünürken tanır insan kendisini. Bir el kitabı, kullanım talimatı yoktur, dışındakine önerilerde bulunurken, tespitlerini ve gözlemlerini ona aktarırken tanımaya başlar kendisini biraz da. Dolayısı ile, kendime telkinde bulunduğumu düşünmen çok yanlış sayılmaz; sana, kavrayışımı açıklarken, neyi-nasıl kavramış olduğumu da kendi adıma görülebilir bir hale getirmiş olurum. Telkinlerim sanadır, yazıyı okuyanadır, yaşadıklarımdır, öğrendiğimi düşündüklerim, farkında olduğumun farkını ortaya koymak istediklerimdir.
Kendimi kürsüye koyup konuşturduğumda, bir parçam da aynı zamanda salonda onu seyrediyor, dinliyor, olumlu ya da olumsuz eleştirilerini not ediyor olacaktır.
|