SanatForum »Yazım Atölyesi »Diğer Yazım Türlerine Ait Yazılarınız »Denemeleriniz » Ne Var Ne Yok?

Ne Var Ne Yok?


SanatForum sitesindeki Denemeleriniz - kategorisi altındaki Ne Var Ne Yok? isimli konuyu görüntülemektesiniz.


Cevapla
 
Geri İzleme Seçenekler Stil
Eski 14. September 2010   #1
Admin.SanatForum
feliXtigra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 28
itibar: (0)
Mesajlar: 2,286
Tesekkür: 422
401 Mesajına 518 Tesekkür Aldı
feliXtigra is on a distinguished road
Post Ne Var Ne Yok?

20 Kasım 2007 Salı
01:37

Ne Var Ne Yok?

Ne var ne yok? İyi değilsin, değil mi?


İyiyim demek gerekmiyor elbet. Yine de fenalık durumunun da üstüne gitmemekte fayda var. Belki de o yüzden sürekli iyi olduklarını söyler insanlar, sorulduğunda iyi diyelim, iyi olalım gibi pozitif bir hayal üretirler kendilerine. Bir şeyi kabul edebilirim. iyi değilsen de , kardeşim ben iyi değilim yahu diyebilmeli insan. Fakat bunu yapmak için öyle bir sınır çizmeli ki insan, bunu en son ne zaman yaptığını hatırlamayacak kadar uzak bir zamanda gerçekleşmiş olmalı bu durumun tekrarı.
Oldukça seyrek aralıklı bir rutin içinde gerçekleşmeli, "iyi olmama durumu"nun bir yaşam stili halin gelmesini istemiyorsak. Rutin içindeysen, çok düşünmene gerek yoktur, iyisin demektir. Rutinin bozlulması insanı korkutur. Sürekli kilo alıp vermek yerine sürekli kilolu kalmanın daha sağlıklı olması gibi, sürekli bir iyi bir kötü ruh haline bürünmek, sürekli karamsar yaşamaktan daha kötüdür.
Doğru mu?

Sınırlar kalkmalı tüm dünyada. Bireyleirn özgürlük sınırları olmalı tek görünmez sınır. Onun dışında insan evladının kendi çıkarları uğruna yarattığı tüm yanlış , yanlış olduğu kadar da aciz sınırları yok olmalı. Hür bir hayat sürmeli insan evladı, hür ve iradi.
İnançlar boş şeylerdir. İnsanlığın kendi sapkınlıklarını gizlemek üzere tasarladığı sapık inançlar bunlar.
Uçkuruna sahip çıkamayan pis sakallının, kadınların her yerini örtüp onu şeytan ilan etmesi gibi. Kendi şeytanlarına hakim olamayan yobazların, kendi içlerindeki şeytanı karşısındaki kadında bir yansıma olarak görmeleri ile aynayı suçlamaları… evet.. aynayı suçlayabilir misin?

Olur efendim, bal gib olur. Erkeğin de fahişesi olur. Kadına has bir sıfat değildir bu. Eğer böyle bir sıfat gerçekten varsa tabi. Çünkü ben buna inanmıyorum. Fahişelik diye bir şey yoktur. Para için yapılana bu ismi vermişler. O da beni alakadar etmez. Cinselliği yaşamak fahişelik değildir. Tüm insanevladı bu dürtüsünü canı çıkana kadar yaşayıp tatmin etmelidir. Bunda bir yanlış yoktur. İnsanlar sokaklarda ulu orta sevişebilmeliler. Bu kadar sınırsız olmalı toplum. Tabi burda nesli koruma sorunu çıkıyor ortaya.
İşte tek sorun bu. Bunun üstesinen gelinebilindiği sürece insanlar bu dürtüsünden kaçmadan dilediklerince yaşayabilmeliler bunu. Tüm dünya üzerinde cinselliğe odakanmıştır en değer verilen bireysel değerler; ırz, namus, iffet, bazen de şeref, haysiyet. Topunun köküne kibrit suyu…

İnsanevladı önce insan olduğunu hatırlamalıdır. İnsan gibi yaşamayı öğrenmelidir. Tanrının verdiği dürtüyü sürekli karanlık odalarda kilitler altında tutmak, insanlığını ve görevlerini unutturarak içinden çıkılmaz bir ruh haline itiyor insanları. Dilediğince sevişeceksin güzelim. İnsanlara aldırmayacaksın. İnsanlar da dilediklerince sevişemedikleir için seni baskı altında tutuyorlar, bunu da unutmayacaksın. Tatmin olmamış bir beden ve ruh, tatmin olmuş bir diğerine katlanamaz. Daha azını yaşamış olarak sana tahammül gösteremez. Ben sana diyorum ki, bir erkekle, belki de kadınla, belki de her ikisiyle, belki de bunların arasındakiyle, illa ki hayatını birlekştirmek üzerine girmeyeceksin ilişkiye. Yaşamak için yapacaksın bunu. Arkadaşlık için, dostluk için, sırdaşlık için, yoldaşlık için. Ama sürer, ama sürmez, ama evlenirsin ama evlenmezsin, bu da şart değildir. Toplumumuzda yanlış bir gelenek var. Evlenmek. Hem de bütün bir hayat boyu namahrem yaşayarak bir gecede evlenip bir gecede ilk kez olmak üzere bir tene temas etmek. Bundan daha büyük bir ızdırap ve felaket gelmemiştir bunu yaşayan insanların başına. Tam bir faciadır bu.

İnsanlar evlenip çocuk doğurmak için yaşamazlar. hayatlarını yaşamak için, inançları doğrultusunda yaşayıp, yaşamın kaynağına ulaşmak için yaşarlar. Yaşamın kaynağı nedir biliyor musun? Sensin. Yaşam sana hayat verdi, sen de yaşama. Kendini bulmak için, içindeki tanrıya ulaşmak için yaşar insan. İnsan olmak için yaşar. Hayat kapanmak değil, açılmaktır. Sonsuzluğa kadar açılmaktır. Bir insan bir dünyadır. Sana vereceğim tek tüyo ise, karşındaki insanın seni sömürmesine izin vermemendir. Sen ona aşk beslerken, o sana şehvet besliyor ise, bundan kaçın. İkiniz de birbirinizi arzuluyor iseniz sorun yok, ikiniz de birbirinize aşık iseniz, sorun yok. O sana ihtiyacın olanı (beklentilerini) veriyorsa sorun yok (senin açından). Her ne yaşarsanz yaşayın, kendini kullanılmış ve yıpratılmış hissetmiyorsan sorun yok.

Ne kadar uzun süreli bir ilişki beklentisi içinde isen karşındaki insana karşı, o kadar uzun gözlemlemen lazım onu. O kadar uzun testlere tabi tutman lazım. Canın bir gece çok mu sevişmek istedi, yoldan bi adam çevirir sevişirsin biter, sadece piskopat bir katil olmadığından emin olsan yeter onun hakkında. Fakat beklentilerin çok farklı ise, bundan çok daha kapsamlı bak. Tabi çevresel faktörler her zaman sınırlayıcıdır, yüreklendirici değil. Durdurucu, ateşleyici değil. Yok edicidir çevre ve aile. Gelenekler melenekler, işte o zırvalar... Tüm bunları yapmak kolay, zor olan ise çevrenin senin üzerindeki baskısı. Kendini bu baskıdan özgürleştirebildiğin an her şey çok kolay. Şu anda bile kolay. Bunu zorlaştıran da senden başkası değil. Eğer yapın gereği dünyayı umurunda takmayan bir insan olarak dünyaya gelmiş olsaydın, kimin nen dediğini takmayacak, bunlara üzülmeyecek ve dilediğince yaşayacaktın hayatını. O denli kolay olacaktı hayat senin için. Sınırları çeken biziz. Çekmemizi söyleyen, bize o sınırları çizmeyi öğreten ise aile ile toplum.
Hangimiz buralarda idik ki…

Ye iç coş seviş, var mı daha ötesi... Canın nasıl istiyorsa öyle seviş. İster bir erkek bedeni ile, ister bir kadın bedeni ile, ya da bunların ruhu ile. İster kendi bedeninle, ister bir ağacın gövdesi ile, ister dalgalara attığın kulaçlarda okyanus ile, ister dağın zirvesinde buz gibi hava ile, ister bir bahçede gül yaprakları ile, içindeki müziğin eşliğinde bir seramoni ile. İnsan her şeyle şevişir bu dünyada. Ben çoğu zaman dinlediğim bazı müziklerle, hatta bazılarında çalınan bir enstüramla seviştiğimi hissederim. Ve de rüyalarla. Rüyalarla da sevişir insan. Sonsuz bir hayal içinde, mutluluk ile, huzur ile…

Soner Özkök
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
şu an Offline  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Google Reklamları
Cevapla

Bu Konuyu Paylaşın !

Etiketler
dew


Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Bulunmamaktadır
Cevap Yazma Yetkiniz Bulunmamaktadır
Eklenti Yükleme Yetkiniz Bulunmamaktadır
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Bulunmamaktadır

BB code is Açık
İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum Saati: 05:07. Zaman dilimi GMT +4 Olarak Ayarlanmıştır.
Powered by vBulletin™ Version 3.8.4
Copyright © 2012 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC3
SanatForum Licenced To SanatForum
SanatForum ; Düşünen ve üreten insanları bu uğraşlarından vazgeçirmeye çabalayan; toplumda yaşayan bireylerin ortak hareket ederek birbirlerine kenetlenmelerini istemeyen, toplumun neredeyse tamamını belirli araçlarla adeta uyuşturmaya çalışan bir sistem ve düzen içerisinde dahi hala inatla ve korkusuzca düşünen ve üreten insanlara ithaf edilmiştir.
Edebiyat