|
Normalliğin DeliliğiSanatForum sitesindeki Denemeleriniz - kategorisi altındaki Normalliğin Deliliği isimli konuyu görüntülemektesiniz. |
![]() |
![]() |
|
Geri İzleme | Seçenekler | Stil | ![]() |
|
|
#1 | ||
|
Admin.SanatForum
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 28
itibar: (0)
Mesajlar: 2,286
Tesekkür: 422
401 Mesajına 518 Tesekkür Aldı
![]() |
20 Kasım 2007 Normalliğin DeliliğiYok bir şeyin, güven bana. Sen normalsin, çıldırmış olan insanlık. Herkes normal biz anormal gibi görünsek de, bu aslında, Normalliğin Deliliği.. “Bana intihar yöntemleri söylesene, sence nasıl kolay gidilir?” - Yüksek dozda ilaç almak (midesi çok hassas olanlara önermem, zira benim midem çok hassastır, son anlarımda alev alev yanıp kaynayan bir mide istemezdim, tüm hayatım boyunca çektim, bana uygun değil. - Camdan dışarı zıplama yöntemi (eğlencelidir, kuşlar kadar özgür olduğunu hissedersin, ne kadar yüksek katları tercih edersen o kadar eğlenirsin ve sonun garantidir.) - Ateşli ateşsiz silahlar yöntemi, (kan tutanlar için tavsiye edilmez) - Son derece kötü beslenme yöntemi ile birlikte; alkol, sigara, uyuşturucu yöntemi..(insanın bilincini gerçeğe en çok açan yöntemdir çünkü ölüm yaşamın tek sabit gerçeğidir. Son anlarında çok yaratıcı olabilirsin, ama yavaş ve ızdırap dolu günler vardır ve sona ulaşmak düşündüğünden de uzun sürebilir) En geçerli yöntemler bunlar, hemen aklıma gelen. İple asma ya da benzin döküp ateşi çakma gibi yöntemler de var ama benim şahsen boğularak ya da yanarak ölme fobim var. Hepsi en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştür tarafımdan, ama hiçbir iuygun bulunmamıştır. Zira yaşamaya değer çok şey var dünyada. Tek sorunumuz olmak isteyip de olamadığımız kişilik. Aslında hiçbir şey olmak zorunda değiliz, hepsi genel-geçer popüler bir yaşam anlayışının maddiyata dayalı boş ve zahiri bir maneviyat yaratan açgözlü bencil sistemi. Hiçkimseyi hiçkimse yapmak zorunda da değiliz, hiç bir şey olmak zorunda da değiliz. Biz zaten olmak zorunda olduğumuz kişiyiz, olmayı uygun görüldüğümüz kişiyiz. "Biz buyuz"... ve dünya da bu. Her şey uygun ama bir sorun daha var; o kadar doldurulduk ki; yaşamın her noktasından yoğun ve sürekli bir baskı altında tutularak birilerinin olduğu şeyleri olmaya zorlandık. Ve işte asıp sebep budur, bizi "hiçkimse" yapan. Ben dediğin şeyin başka birisine döndürülmeye çabalanması ile kaybolur kimliğin. İşte böyle bir dolduruş ve baskı altında biz bile düşünmekten, bu akımın etkisi altına girmekten alıkoyamıyor ve düşünüyoruz; "Acaba bir şeyler yanlış mı, eksiklik bende mi, neden hiçbir şey yolunda gitmiyor? (olduğumuz kişiliğin dışına taşmaya çalıştıkça, çarklar yerlerine oturmuyor birtürlü). Biz de düşünüyoruz, düzen böyle ve buna uymak zorundayız diyoruz. Düzenin bizden istediğini düzene vermeli ve sonunda düzülen biz olmalıyız.. Tüm dünyaya göstermek görev biçilmiş bize, olduğumuz kişiliğe yüz çevirip oldurulmak istediğimiz kişi olmak. İstediğimiz gibi değil istenilen gibi yaşamak. Tüm zekamız yok ediliyor bu şekilde. Kendi kişiliğimiz ve yaratıcılığımız üzerine kullanabileceğimiz tüm zihinsel gücümüz bir çırpıda ve tamamiyle hiçbir şey uğruna yakılıp yıkılıyor. Tek bir forma sokulmaya çalışılarak, tüm yaşamımız boyunca yeteneksiz, aptal ve başarısız olarak sürmeye zorlanıyoruz. Çünkü herkes aynı şekilde başarıyı yakalamalı, aynı bilimsel alanlarda aynı yöntemlerle. Ceğlerimizi, patlayana kadar şişirecek meslekler edinmek zorundayız. Bunun yerine önce yaratıcılığımızı patlatmak fikri bu dünyaya bir şey kazandırmıyor anlaşılan. Bu düşüncelerin milyonlarcası geçiyor her an kafamdan, ama doğuştan kabiliyetsiz olduğum nokta, not tutmak, vurmak kalemin ucunu bembeyaz sayfaya. Kendimle konuştuğumu da reddediyorum sanırım, bu yüzden kendi kendime yazmak hala sebebini tam olarak çözemediğim bir neden yüzünden beni ürkütüyor. Bu arada… hangi yöntemi uyguladın? (öbür taraftan cevap veremezsin değil mi, çok pardon...) Yazmak bile, gözlemleyebilmek yaşamı ve analizlerini sayfalara dökebilmek bile yaşamak için yeterli bir sebep. O kadar kolay yazabilseydim, yaşamdaki tek ereğim hiçbir şey yapmadan, uyumadan yemeden sadece yazmak olurdu. Ama sadece düşünmekle yetiniyorum çoğu zaman. “Öyle yapınca da sıyırmış gözüyle bakıyorlar.” Kimin ne düşündüğü kimin umurunda? Benim için de sıyırmış gözüyle bakmaları beni daha mutlu ederdi. En azından o yönümü doğru kavradıklarını düşünürdüm çevremdeki insanların. Çünkü kimseye bir şeyler göstermeye çalışmadığım halde (ki sebep de bundan ileri geliyor sanıyorum) herkes beni aslında olmadığım bir kişi olarak ve hepsi de aynı şekilde algılıyor.. Birisi olmaya çalışmamak aslında tek yaptığım, fakat bu böyle yorumlanmıyor. İnsanlar bekliyor bekliyor… Birisi olmanı bekliyorlar. Bunu onlardan çok ben istiyorum ama sadece ben istediğim için istiyorum. Benden dışımdaki bir beşeri varlık istediği için değil. Hür irade ve hür vicdan ile istediğim kişi olmak istiyorum. Ama bunu ben değil dünya istiyor, bizi oraya itekliyor ve istemediğimiz bir yöntemle bunu yaptığı için de çarklarımız yaşamın çarklarına oturmuyor, çarklar çatırdıyor ve bunun adına başarısızlık deniyor. Başarısızlık… Ne kadar kolay bir kelime…. Soner Özkök
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
||
|
|
|
| feliXtigra Kullanıcısına Bu Mesaj İçin Tesekkür Edenler: | baykuş (28. December 2011) |
| Google Reklamları |
|
|
![]() |
| Bu Konuyu Paylaşın ! |
| Etiketler |
| deneme, normalligin deliligi |
| Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|