SanatForum »Yazım Atölyesi »Diğer Yazım Türlerine Ait Yazılarınız »Denemeleriniz » Derin Konuşmalar

Derin Konuşmalar


SanatForum sitesindeki Denemeleriniz - kategorisi altındaki Derin Konuşmalar isimli konuyu görüntülemektesiniz.


Cevapla
 
Geri İzleme Seçenekler Stil
Eski 14. September 2010   #1
Admin.SanatForum
feliXtigra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 28
itibar: (0)
Mesajlar: 2,286
Tesekkür: 422
401 Mesajına 518 Tesekkür Aldı
feliXtigra is on a distinguished road
Post Derin Konuşmalar

28 mayıs 2007
Derin Konuşmalar

Gerçekten derin konuşmalar mı var içinde, geçmişten kalan? Eski geçmişte artık… Gelecek şimdide. Şimdiden konuş. Geçmiş, geçmişte artık. Yeniden yapılanmalısın. Sus demiyorum, tamam, konuş kendinle, anlayın birbirinizi; sen ve içindeki. Konuş onunla. Bana söylemediğin çok şey olduğunu biliyorum, bunun bir önemi yok. Düşündüğün ve aradığın cevaplara senin kendin ulaşabilmen önemli ve anlamlı olan. Bana ne anlattığın ya da ne bildiğimin bir önemi yok. Senin kendi cevaplarına ulaşman bana anlattıklarından ya da benim senin hakkında bildiklerimden veya bilmediklerimden çok daha anlamlı olur.

Aşk dediğin şey tam da budur zaten. Senin önce aşk kavramından ne anladığını ya da aşk olgusunun sana ne vermesini hayal ettiğini tam olarak oturtman lazım. Bence sen bu aşk kavramında takılıyorsun biraz. Tam olarak çözemedin kendinin “aşk” dediğin şeyin ne olduğunu. İç dünyandaki aşk olgusunu biçimlendiremedin.

Düşler ülkesinden demir alman lazım, çünkü okyanus gerçekten de bu şekilde varlığını sürdürmüyor. “Evet ben bir hayalperestim, düşlerde yaşıyorum hep” diyerek kalkanlarını gösterme bana. Hayır, düşlerde yaşamıyorsun, düşlerde yaşamadığını biliyorum. Sen gerçekte yaşıyorsun ama gerçeğin içinde yaşarken düşler ülkesinin hayalini kurma. Ben o aşk denen şeye inanmıyorum. Zamanında hissettiğim aşk denen şeyin sürebilirliğine inanmıyorum artık. Sürdürülebilirliğinden kastım, bulutların onlara bir yer kabuğu olduğu düşler ülkesinden dünya topraklarına düşebilirliğine inanmıyorum. O her zaman bulutların üstünde yaşamaya, varlığını sadece orada sürdürmeye mahkum. Aşk bir ilüzyon, hem de çok tehlikeli ve sonuçları dramatik bir şekilde sarsıcı. Düş sadece düşten ibarettir. Ama gerçek yaşamda ihtiyaçlar vardır, gereksinimler vardır ve bunlar her fırsatta tatmin edilmeyi bekler. Yaşamın sınırlıdır, periyodiktir. Ölüm çok yakındır. Bu denli yakın olmasının nedeni ise zamansızlığıdır. O kadar zamansızdır ki, bir ömür boyunca peşinden koştuğun hedefe son bir adım kalmışken sana merhamet göstermek gibi bir düşüncede olmamak kadar da dramatik bir şekilde gelir, ve işte bundandır insanın kaosu. Zaman diye bir şey yoktur, her şey bir an önce olmalıdır, ereğin gerçekleşmediği her saniye varlığında daha derin bir yara açar. Öyle bir yaradır ki, anlamı yoktur milyonlarcasının, milyarlarcasının arasında senin var olman, bir varlık olarak orada bir “sen” olman. Tatmin edilmelidir her şey, yaşanmalıdır, var olunmalıdır. Her meyvenin tadına bakılmalıdır, en güzel yiyeceklerden tatmalıdır. En güzel çiçeklerin yaprakları kaymalıdır teninde o eşsiz misk kokularının dansına eşlik ederken beyninde salgılanmaya başlayan kimyasallar. Ve her zaman bir doyumsuzluktur cinsellik, çünkü tatmin edilmeye çalışılan cinsel enerji değildir. Tam tersine cinsel enerjidir yaşamın en ufak ayrıntısında, en kısa an’ında seni var eden, benliğinin tan yerinden günün battığı noktaya kadar evreni güneşin yerine aydınlattığını hissettiren, gece boyunca miktarını sayamasan da tüm yıldızların senin gecene derinlik katmak için var olmuş olduğu düşüne kolaylıkla inanmanı sağlayan…
Cinsel enerji var olma enerjisidir ve ancak bu enerjiyi doğru yönlendirebildiğinde sahip olursun gerçekten doğal ve dinç bir yaşam gücüne. Ve bu güç sana istediğin hayatı verir, istediğin kişi olma fırsatını ayaklarının altına serer. Bastırılmış güdüler her an bir yerden kontrolsüz bir şekilde patlamaya mahkumdur. Bu infilaka bazen herkes şahit olur, bazen de kimse şahit olmaz. Ama ortada bir durum vardır ki, neredeyse hiçbiri bunun gerçekten bu denli basit, yabani ve yaşama kaynak olan bir içgüdüden kaynaklandığını bilmez. Bazıları ise bilir…. ve bir şeyler belki de hiç bilmiyor olmak istemelerine yol açar…

Düşler ülkesinden demir alınmalıdır. Yaşam oldukça güdüseldir ve güdülerin kontrolü altına girmeden onların varlığını görüp, yaşamına tıpkı bir dinamo gibi pozitif enerji sağlamaları için bu güdülerin kaynağı ve amacı öğrenilmelidir. Neden var oldukları ve hangi amaca hizmet etmeleri gerektiği bir an önce kavranmalıdır.

Gurur hayatla baş edemeyecek kadar acizdir. Çünkü gurur dediğin şey dış dünyayla savaşır. Ve savaş demek, yaşamda her zaman kaybetmek demektir. Hep yıkım demektir. Gurur hiçbir zaman zafer getirmez. Uğruna savaştıkça mevcudiyetini tüketir senin. Ben sana şunu diyorum, kendi düşüncem dahilinde; bunca yıldır ikinizle ilgili, sen ve içindekiyle ilgili, bildiğim şeyler var tabi… Ayrıca onca zaman sonra sen hala içinde biriktirdiğin eski zamanlardan bahsedebiliyorsan bana. Senin bana “ben aşkı yaşamadım, sadece aşka değer veriyordum” demen bana biraz eksik geliyor. Bana sanki acını örtbas etmek için eskiye aşık olmadığın gibi bir sebebi kendine kalkan edinip ardına sığınmaya çalışıyor ve bu yaptığını kendin de görmek istemiyorsun gibi düşünüyorum. Oturtamadığın pek çok şey var anlıyorum. İçin çok karışık, kavramlarının sınırı çok silik, birbirlerinin sınırını ihlale yeltenmiş sulu boya renkleri gibi zihnindeki kavramlar. Kendini tanıdığını biliyorum. Benim net olarak anlatmak istediğim ve yaşamanı istediğim şey şu: Ben senden bahsediyorum, düşüncelerindeki sendeki yada bendeki varlığın beni ilgilendirmiyor şu anda. Beni ilgilendiren ve odaklandığım konu sensin. Evvel zaman içindeki bir aşk sadece romandaki bir paragraf. Romanı özetlemez. Ben senin arka kapağını netleştirmeye çalışıyorum, romanın içindeki bir paragrafı değil.Kendini çok iyi tanıyorsun, seni iyi tanıyorum. Çözümlenmesi gereken konu bu da değil. Konu şu:
Hiç tanımadığımız bir sen aramak, senin hiç tanımadığın bir kişiliğine ulaşmak. Benim görmek istediğim ve umutla beklediğim, zihnimde bir şablonunu çizmekte olduğum senin kara kalem çalışmanı zenginleştirmek ve senin kendi renklerinle kendi çizgilerinin içini boyaman yeni baştan. “aslına bakarsan her gün değişiyoruz ben de değişiyorum tabi. Ama ben resimlerimi çok ince ayrıntılarla yapıyorum. Fakat değişim bu değildir, farklılaşmaktır bu ancak. Her gün farklılaşıyoruz, ufacık tefecik içi dolu küfecik ince narin nazenin farklarımız oluyor. Gök mavisinden deniz mavisine sonra parlement mavisine ve de mora geçiyoruz. Belki de ihtiyacın olan şey maviden kırmızıya sıçramak. Farklılaşmak değil, gerçekten değişmek, mutasyona uğramak belki de, evrime değil. Bilmiyorum… Çünkü bunu sen de bilemezsin. Sadece hayal edersin bir şeyler, fakat o fırsat karşına çıktığında neler yapabileceğini sen de bilmiyorsun henüz. Onunla karşılaşmadan asla bilemezsin.

Ama şunu iyi bil: değiştiğini sandığın her yeni gün aldanırsın. Bugün nezarethanedeydin, yarın yerin değişti koğuşa geçtin, haftaya yerin değişti hücreye atıldın. Hayır yerin değişmedi, çünkü hepsi aynı bok yerdir ve asla bir değişim değildir. Sadece kötüye giden bir mekan farklılaşmasıdır. Değişim şudur; o hücreden saflaşarak göre yükselmek ve güneşe dokunmak. İhtiyacın olan şeyi biliyorum. İhtiyacım olan şeyleri bildiğimi sanıyordum ama her zaman aldandım. İhtiyaçlarım gösterilmeye çalışıldı bana, reddettim. Avundum, cephe aldım, kavrayamadım. Ama şuna inan, o güneşe dokunabilmek belki de en çok hücreye atıldığında mümkün oluyor. Güneşe dokunabilmenin erdemine, hücrede demir tavanın arasındaki bir çatlaktan hayal gibi sızan güneşi düşlediğinde ulaşıyorsun. Mutlu bir pazar günü çimlerin ve bulutsuz berrak bir günün altında kırlarda piknik yapıp top oynarken değil. Güneşin orada ışıldamakta olduğunu fark etmezsin bile. Endişe duyduğun tek konu plastik topuna bir diken batıp gününü zehir edeceğidir. Ya o karanlık hücredeyken neler geçerdi aklından?

Bundan daha dramatik olanı da şudur ki, o denli ihtiyaç duyduğun güneşe er ya da geç bir gün ulaşacağından eminken, bu durumun asla gerçekleşmemesi ihtimalini aklından geçirip, sonuçlarına tahammül edemeyeceğin korkusuyla bunları hayal etmemek için kendi kendini kısa süreli amnezilere uğratabilme yetisi kazanmak..
Ve bir gün... o güneşe asla ulaşamadığını dramatik bir şekilde fark ederek çaresizce bunu kabullenmek. Kaybedilenin değerini anlamak değildir bu. Bu, inancını katatonik bir duruma getiren dört tarafı hayal kırıklığı ile çevrili bir boşluktur ancak…

Soner Özkök
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
şu an Offline  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Google Reklamları
Eski 9. October 2010   #2
Administrator
joyous - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 7. February 2010
itibar: (1)
Mesajlar: 724
Tesekkür: 324
158 Mesajına 213 Tesekkür Aldı
joyous is on a distinguished road
Standart

İçten, samimi ve cesurca ...
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...][Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
şu an Offline  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Eski 21. October 2010   #3
Admin.SanatForum
feliXtigra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 28
itibar: (0)
Mesajlar: 2,286
Tesekkür: 422
401 Mesajına 518 Tesekkür Aldı
feliXtigra is on a distinguished road
Standart SanatForum'a özlemlerimle...

Merhaba SanatForum; çok özledim hepinizi.. yeni yaşamımda yaşadığım vakit darlığı ve dünyadan kopukluk o denli yüksek boyuttaki, üstte yer alan yazımı şu an tekrar okumak istedim ve yarısına kadar okuyamadan bırakmak zorunda kalıyorum.

Son 35 günde ikinci kez internet yüzü görebiliyorum.
Nişanlandım ve nişan fotoğraflarımı bile tam iki hafta sonra facebook üzerinden bir kaç tanesi ile görebildim.

Seni çok özledim SanatForum, hepinizi çok özledim. Yazmayı, paylaşmayı, aramızdaki bağları yüreğimde hissetmeyi..

Kazanmaya çalışıyorum Sanatforum, anla beni; yaşamımı kazanmaya çalışıyorum, elde etmeye, hak etmeye çabalıyoorrum.

Sabretmeyi öğreniyor, sevgiye yakından tutunabilmenin güzelliğini yaşıyorum,

Hiç tanımadığım bir dünya ve çevre içinde farklılığa yakından tanık oluyorum. Gözlemliyor, gözlemledikçe zenginleşiyorum. Gelecek satırlarıma güç katıyorum...


Sevgiler Sanatforum, tekrar görüşebilmek umudu ile...
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
şu an Offline  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Eski 22. October 2010   #4
SanatForum Gezgini
nedo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 3. June 2010
itibar: (0)
Mesajlar: 446
Tesekkür: 233
182 Mesajına 301 Tesekkür Aldı
nedo is on a distinguished road
Standart

Sonercim Sanatforum'da seni özledi emin ol.
İleriki yaşamının bir bakıma temellerini attığın, çabaladığın bu dönem daha sonra sana çok güzel bir şekilde geri döncektir

Zor, inişli çıkışlı, düzensiz ama bir o kadar da keyifli olduğuna inandığım bu yoldan hepimiz geçiyoruz geçeceğizde tek temennimiz hak edebilmek, doğru yerde doğru zamanda bulunabilmek, mutlu ve huzuru yakalayabilmek..Umarım tüm bu çabalarının sonucunda tüm bu saydıklarım yanında olur.

Güzel, samimi bir yazı olmuş yine...
şu an Offline  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu Konuyu Paylaşın !

Etiketler
deneme, derin konusmalar


Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Bulunmamaktadır
Cevap Yazma Yetkiniz Bulunmamaktadır
Eklenti Yükleme Yetkiniz Bulunmamaktadır
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Bulunmamaktadır

BB code is Açık
İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum Saati: 05:08. Zaman dilimi GMT +4 Olarak Ayarlanmıştır.
Powered by vBulletin™ Version 3.8.4
Copyright © 2012 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC3
SanatForum Licenced To SanatForum
SanatForum ; Düşünen ve üreten insanları bu uğraşlarından vazgeçirmeye çabalayan; toplumda yaşayan bireylerin ortak hareket ederek birbirlerine kenetlenmelerini istemeyen, toplumun neredeyse tamamını belirli araçlarla adeta uyuşturmaya çalışan bir sistem ve düzen içerisinde dahi hala inatla ve korkusuzca düşünen ve üreten insanlara ithaf edilmiştir.
Edebiyat