|
Osho ve Osho ÖğretileriSanatForum sitesindeki Felsefi Akımlar - kategorisi altındaki Osho ve Osho Öğretileri isimli konuyu görüntülemektesiniz. |
![]() |
![]() |
|
Geri İzleme | Seçenekler | Stil | ![]() |
|
|
#1 | ||
|
Admin.SanatForum
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 27
itibar: (0)
Mesajlar: 2,203
Tesekkür: 392
374 Mesajına 484 Tesekkür Aldı
![]() |
OSHO ve OSHO Öğretileri
Osho Hindistan’ın Madhya Pradesh eyaletinindeki Kuchwada’da, 1931 yılının 11 Aralık günü dünyaya gelmiştir. İlk çocukluk yıllarından itibaren, başkaları tarafından verilen bilgiler ve inançları edinmektense gerçekliği kendisi deneyimlemekte ısrarcı olan asi bir ruhu vardı. Yirmi bir yaşında üniversite öğrenimini tamamladı ve Jabalpur Üniversitesinde yıllarca felsefe dersleri verdi. Aynı zamanda da tüm Hindistan’ı dolaşıp konuşmalar yaptı, halka açık tartışmalarda tutucu dini liderlere meydan okudu, geleneksel inanışları sorguladı ve hayatın tüm alanlarından insanlarla bir araya geldi. Osho kendi hayatını anın zamansız boyutunda yaşamanın kapısını keşfetmiş birisidir. O kendisi “gerçek bir varoluşçu” olarak adlandırmıştır. İnanç sistemlerini ve çağdaş insanın psikolojisini anlamasında ufkunu genişletecek bulabildiği herşeyi, ama herşeyi okudu. 1960’ların sonlarına doğru Osho, artık kendi dinamik meditasyonlarını geliştirmeye balamıştı. Meditasyonun o rahat, düşüncelerden arınmış durumunu keşfetmeyi umut edebilmesi için öncelikle geçmişin modası geçmiş yöntemlerinin ve günümüz modern hayatının getirdiği sıkıntıların ağırlığı altında ezilen çağdaş insanın çok derin bir ruhsal temizlenme sürecinden geçmesinin şart olduğunu söylemişti Osho. 1970’lerin başlarında ilk olarak bazı Batılılar Osho’dan haberdar olmaya başladılar. 1974’te Hindistan’ın Pune şehrinde onun çevresinde bir komün kuruldu ve başlangıçta Batı’dan tek tük gelen ziyaretçiler, sonradan gittikçe çoğaldı. Osho insan bilincininin gelişiminin tüm yönleri hakkında konuşmalar yaptı. Çağdaş insanın ruhsal arayışı için önemli olan şeylerin özünü, entellektüel anlayış ile değil, kendi varoluşsal deneyimiyle süzdü. O hiçbir geleneğe ait olmadığını açıklamıştır. – “Ben tamamıyla yepyeni bir dinsel bilinçliliğin başlangıcıyım” demiştir. Ayrıca, “Lütfen beni geçmiş ile bağlantılandırmayın, onu anımsamaya bile değmez” der. Yakın öğrencilerine ve dünyanın her yerinden izleyenlerine yaptığı konuşmalar otuzdan fazla dile çevrilmiş ve altı yüzden fazla cilt halinde yayınlanmıştır. Osho 1985 yılında göçmenlik yasalarını ihlal etmek suçlamasıyla gözaltında olduğu sırada 19 Ocak 1990 tarihinde bedenini terk etti. Osho taraftarları Oshonu Amerikan hükümet ajanlarınca zehirlenerek öldürüldüğünü iddia etmektedirler.Onun Hindistan’daki komünü, meditasyon, terapi, beden çalışmaları ve yaratıcılık programlarına katılmak için ya da sadece bir Buda Alanının içinde olmayı deneyimlemek isteyen binlerce uluslararası ziyaretçiyi çekerek, dünyanın en büyük ruhsal gelişim merkezi olmaya devam etmektedir. Ülkemizdede Osho Meditasyon Merkezi bulunmaktadır.."Kendini tanı" anlamına gelen KUN adındaki bu merkez İstanbul Beyoğlu-Tünel'de açıldı..Günlük olarak Dinamik ve Kundalini Meditasyonları'nın yapıldığı merkezde, dünyanın pek çok farklı yerlerinden gelen ve hepsi Hindistan Puna'daki Uluslararası Osho Komünü'nün terapistleri olan grup liderleri eşliğinde "workshoplar", grup çalışmaları yapılıyor. Kaynak: Oshoturk.Net
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
||
|
|
|
| feliXtigra Kullanıcısına Bu Mesaj İçin Tesekkür Edenler: | joyous (23. July 2010) |
| Google Reklamları |
|
|
|
|
#2 | ||
|
Admin.SanatForum
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 27
itibar: (0)
Mesajlar: 2,203
Tesekkür: 392
374 Mesajına 484 Tesekkür Aldı
![]() |
Ve Osho der ki;
"Benim tüm çabam, dinsiz bir din yaratmaktır. Tanrı’yı merkez alan dinlere ne olduğunu gördük..." "Yaşam kısa değil, sonsuzdur. Varoluşun acele içinde olduğunu gördün mü hiç? Mevsimler zamanında gelir, çiçekler zamanı gelince açar, ağaçlar hayat kısa diye hızla büyümek için koşuşturmazlar. Tüm varoluş, yaşamın sonsuzluğunun farkında gibi görünür." "Benim tüm çabam seni, sen ile varoluş arasında aracı olmadan meditasyonla baş başa bırakmaktır." "Benim tüm çabam her insan evladının kendisine ait olan — ve önüne gelene dağıtmış olduğu — öz saygısını geri vermektir." "Öncelik sensin. Köklerine git, kendini bul, bir asi ol, ve mümkün olduğunca çok sayıda asi yarat. Gelecekteki insanlığın altın bir gelecek yaratmasına yardım etmenin tek yolu budur." "Sakın unutma; ne zaman karşına bir seçenek çıksa, bilinmeyeni, riskli olan, tehlikeli ve güvencesiz olanı seç. Hiçbir zaman zarara uğramazsın." "Sevgi ancak kendini, diğerini, dünyayı derin bir şekilde kabul ettiğin zaman mümkündür. Kabullenmek, sevginin içinde büyüdüğü alanı, sevginin içinde açtığı toprağı yaratır." "Sevgide minnettarlık, sevecenlik ve birlik duygusu vardır. Eğer bu üç duyguyu da hissediyorsan, seviyorsun demektir." "Ne kadar çok düşünürsen, egon o kadar daha ortaya çıkar. Ego, geçmişte birikmiş düşüncelerden başka bir şey değildir. Sen olmadığın zaman Tanrı vardır. İşte yaratıcılık budur." "Bilgelik kalpten gelir. Akılla ilgisi yoktur. Bilgelik, varlığının en derin noktasından çıkar. Kafaya ait değildir." "Dünya bir gök kuşağı, zihin bir prizma ve varlık ise beyaz bir ışındır." "Tantra derindir, hayatın bütünüyle kabul edilmesidir." "Güçlü rüzgârlar seni oraya buraya sürüklüyorsa, onlara direnme: Onlar, sen direndiğin için güçlü görünüyorlar. Rahatla ve bırak seni götürsünler. Onlarla git, bütün olarak git." "Neden korkuyorsun? Dünya sana ne yapabilir? İnsanlar sana gülebilir; bu onlara iyi gelir... Gülmek her zaman bir ilaçtır, sağlıklıdır." "Her zaman ne varsa onu gör. Acele etme. Bir şeyi yanlış anlamaktansa anlamamak daha iyidir." "Neyi reddedersen et, onu başka bir yere koymak zorunda kalacaksın. Onu başka birisinin üzerine yansıtacaksın. Reddedilen kısım, bir yansımaya dönüşecektir" "Yaşam kısa değil, sonsuzdur. Varoluşun acele içinde olduğunu gördün mü hiç? Mevsimler zamanında gelir, çiçekler zamanı gelince açar, ağaçlar hayat kısa diye hızla büyümek için koşuşturmazlar. Tüm varoluş, yaşamın sonsuzluğunun farkında gibi görünür. -Osho-" Arkadaşım sözlerine kısa bir ara verdi. Hiç sıkılmadan dinlemiştim onu. Dudaklarından çıkan her sözcüğü hafızama kaydetmeye hazırdım. Soluksuz dinlemiştim. O, fincanındaki kahvenin son yudumunu da içtikten sonra konuşmasını sürdürdü. -" Bak gün battı. Işınları ile dinlencesine çekildi. Şimdi sıra bizde. Başka bir gün devam ederiz. Kaldığımız yerden başlarız. Hatta sana Osho'nun bir kitabını da getiririm."
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
||
|
|
|
| feliXtigra Kullanıcısına Bu Mesaj İçin Tesekkür Edenler: | joyous (23. July 2010) |
|
|
#3 | ||
|
Admin.SanatForum
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 27
itibar: (0)
Mesajlar: 2,203
Tesekkür: 392
374 Mesajına 484 Tesekkür Aldı
![]() |
AŞK
Aşk tanımlanamaz, ele geçmez. Onu tutmak istedikçe daha zorlaşır, daha uzağa kaçar. Onu yakalayamazsınız, onun tam olarak ne olduğunu bilemezsiniz, onu kontrol edemezsiniz. Aşk bilinemez olarak kalır. İnsan bilmek ister, çünkü bilgi güç verir. Aşk üzerinde güçlü olmak istersiniz, fakat bu imkansızdır. Aşk sizden çok daha büyüktür. Ona sahip olamazsınız, ancak onun tarafından sahip olunabilirsiniz. Bu nedenle aşka sahip olmak isteyen insanlar asla onun bilgisine ulaşamazlar. Ancak yeterince cesaretli olanlar, ancak kumarbaz olanlar, yaşamlarını riske atabilen ve bilinmeyen bir enerji tarafından sahip olunabilenler aşkın ne olduğunu bilebilirler. * * * * * Aşk Tanrıya doğru ilk adımdır, bu nedenle sabit fikirli olanlara bu delice görünür. Ve insanlar bütün bu aşk gizemini anlamadıkları için, bunu akılları aracılığıyla anlamaya çalıştıkları için. Oysa sadece yürekle anlaşılabilir bu. * * * * * Hayat kutupsal zıtlıklar içerisinde var olur ve güzellikle var olur. Eğer seversen kısa bir süre sonra - sevginin içinden- tek başına kalmak için muazzam bir arzu yükseldiği için şaşıracaksın. Her aşık bunu hisseder ve eğer hissetmemişsen o zaman sevmemişsindir; o zaman senin aşkın ılıktır, o gerçekten tutkulu değildir. Aşk çok tutkulu olduğunda o seni yorduğu tükettiği için, seni boşalttığı için kişi kendi alanına sahip olmak, içine dönmek, kendi içine düşmek ister. Ve kendini boşaltmak güzeldir. Ancak o zaman sen beslenmeye ihtiyaç duyduğunu hissetmeye başlarsın. Ve sen nereden besleneceksin? Basitçe içine dönersin, dünyaya gözlerini kapatırsın ve herkesi unutursun. Bu içe doğru olan anların içerisinde enerjin birikir, sen yine dolu hissedersin. Ve o zaman da çok dolu olursun ve bu çok dolu olmanın içinden taşmak ortaya çıkar. Ve sen senin şarkını, enerjini paylaşmaya seninle dansetmeye hazır olan birisini aramak ve bulmak zorunda kalırsın. Ritim budur. Aşıklar bunu bilmez. Onlar tek başına kalmak istediklerinde suçluluk hisederler. Ve bir kişi tek başına kalmak istediğinde diğeri reddedilmiş hisseder. Bu büyük bir yanlış anlamadır. Eğer koca "bu gece beni yalnız bırak" derse karısı reddedilmiş hisseder, kızgın hisseder Ve birgün karısı "beni yalnız bırak" derse kocası çok incinir; onun erkek egosu çok incinir. Sevgiline, "Birkaç günlüğüne yalnız kalmak istiyorum. Tek başıma birkaç haftalığına dağlara gitmek istiyorum" dediğin an, diğeri anlayamaz. Çünkü onlara hiçbir zaman aşkın tek başına kalma arzusu yarattığı gerçeği söylenmemiştir. Ve şayet sen tek başınalığın içine girmezsen senin aşkın düzleşecektir. O giderek sahte bir şeye dönüşecektir; tüm hakikatini kaybedecektir. Hayatı kendi bütünlüğü içerisinde kabul et. Ateşli tutku içinde olmak da iyidir ve serin şefkatin içinde olmak da. Her ikisinin de senin kanatların olmasına izin ver. Bir kanadı kopartma. Aksi takdirde hiçbir zaman bu sonsuz Uçuşa katılamayacaksın. SEVGİ İnsanları sevmenin tek bir yolu vardır ve o da onları olduğu gibi sevmektir. Onları olduğu gibi sevdiğinde onlar değişirler, dönüşürler. İnsanlara "doğal" ve "özgür" olmaları için yardım et. Kim seni bütünüyle, koşulsuzca kabul ederse değişmeye başlarsın. Onun kabulü sana böyle bir cesaret verir. Olduğun gibi kabul edilmen seni bütünleştirir, seni kendine güvenli kılar, seni kendin gibi hissettirir. O zaman beklentileri yerine getirmene gerek yoktur, sen olabilirsin. Bu yüzden sevgi bu kadar besleyicidir. Seni basitçe, sırf sevgi uğruna seven bir erkek ya da kadın bulabildiğinde, sevgi dönüştürür. Ansızın tüm üzüntü kaybolur; yüreğinde bir dans, bir şarkı bulursun. Sevgi ancak kendini, diğerini, dünyayı derin bir şekilde kabul ettiğin zaman mümkündür. * * * * * Hiçbir sevme fırsatını kaçırma. Bir sokaktan geçerken bile sevebilirsin. Bir dilenciyi bile sevebilirsin. Ona birşey vermene bile gerek yoktur; en azından gülümseyebilirsin. Gülümsemen kalbini açar. Bir dost ya da bir yabancının elini tut. Sadece doğru kişi ortaya çıktığında sevmeyi bekleme. O zaman doğru kişi asla gelmeyecek. * * * * * Sevmeye devam et. Ne kadar çok seversen, doğru insanı bulman o kadar mümkün olur; çünkü kalbin çiçek açmaya başlar. Çiçek açan bir yürek pek çok arıyı, sevgiliyi kendine çeker. OSHO
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
||
|
|
|
|
|
#4 | ||
|
Admin.SanatForum
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 27
itibar: (0)
Mesajlar: 2,203
Tesekkür: 392
374 Mesajına 484 Tesekkür Aldı
![]() |
İLİŞKİLER ve KISKANÇLIK
Kıskançlık nedir ve niçin bu kadar acıtıyor? Kıskançlık, kıyaslamaktır. Ve bize kıyaslamak öğretilmiştir, her zaman kıyaslamak. Başka birisinin daha iyi evi var, başka birisinin daha güzel bir bedeni var, başka birisinin daha çok parası var, başka birisinin daha karizmatik bir kişiliği var. Kıyaslamayı bırakırsan kıskançlık kaybolur. O zaman basitçe bilirsin ki sen sensin ve sen başka kimse değilsin ve buna hiç gerek yok. Kıskançlık çok aptalca bir tavırdır, çünkü her kişi eşsizdir ve kıyas kabul etmez. Bir kez sende bu anlayış yerleştiğinde kıskançlık kaybolur. Sen sadece kendinsin: Hiç kimse asla senin gibi olmadı ve hiç kimse asla senin gibi olmayacak. Ve sen de hiç kimse gibi olmak zorunda değilsin. Tanrı sadece orijinaller yaratır, o karbon kopyalara inanmaz. * * * * * Bir kadını seversin, bir erkeği seversin; erkeğe ya da kadına sırf belki yarın o başka birisiyle gidebilir diye korktuğun için sahip olmak istersin. Yarının korkusu bugünü mahveder ve bu bir kısır döngüdür. Şayet hergün yarının korkusuyla mahvedilirse, er ya da geç adam başka bir kadın aramaya başlayacaktır; çünkü sen tam bir baş ağrısısın. Ve o başka kadınları aramaya başlarsa ya da başka kadınlarla vakit geçirmeye başlarsa, kıskançlığında haklı olduğunu düşünmeye başlarsın. Aslında her şeyi senin kıskançlığın yaratmıştır! * * * * * Yarını umursama; bugün yeterlidir. Kıskançlığın onu senden uzaklaştıracak; yalnızca sevgin onu senin yanında tutabilir. Yarını düşündüğün an, bugünkü yaşamın yarım yamalak kalır. Şayet bir gün sevdiğin adam, sevdiğin kadın başka birisini bulursa, onun seninle ya da başka birisiyle mutlu olması farketmez; o mutludur. Ve sen hala sevdiğin kadına, erkeğe şükran duyuyorsan ve yine de ona, "Senin tam özgürlüğün var, sadece bütünüyle mutlu ol, benim mutluluğum budur. Kiminle olduğunun önemi yok, önemli olan şey senin mutlu olman", diyebiliyorsan; hissettiğim odur ki senden uzun süre uzak kalamaz, geri dönecektir. Böyle bir adamı ya da kadını kim terkedebilir? * * * * * O bir gün mutlu hissediyordur ve sen terk edilmiş hissedeceksin, çünkü sen mutlu hissetmiyorsun. İkinizin de mutlu hissetmesi gerekir, senin fikrin budur. Ama bu arada bir gerçekleşir. Bazen o mutludur, sen mutsuzsundur ya da tam tersi. Ne kadar canımızı yaksa da, birisinin diğeri olmadan mutlu olmaya her türlü hakkı vardır; bunu anlamak zorundayız. Eğer o mutluysa iyi hisset; o mutlu. Eğer onun mutluluğuna katılabilirsen iyi, yapamazsan onu yalnız bırak. Onun mutluluğunu mahvetme. Eğer o üzgünse, eğer onun üzüntüsüne katılabiliyorsan iyi, eğer katılamıyorsan ve bir şarkı söylemek istiyorsan ve mutlu hissediyorsan; onu yalnız bırak. Onu kendine göre sürükleme; onu kendi başına bırak. O zaman yavaş yavaş birbiri için muazzam bir saygı ortaya çıkar. Bu saygı, sevgi mabedinin temeli hale gelir. OSHO
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
||
|
|
|
|
|
#5 | ||
|
Admin.SanatForum
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 27
itibar: (0)
Mesajlar: 2,203
Tesekkür: 392
374 Mesajına 484 Tesekkür Aldı
![]() |
EGO
Kendinin özel olduğunu düşünüyorsan, kendin için ızdırap yaratmaya mahkumsun. Eğer diğerlerinden daha yukarda, daha bilge olduğunu düşünüyorsan, çok güçlü bir egoya sahip olacaksın. Ve ego zehirdir, saf zehir. Ne kadar egoist olursan o kadar canın acıyacak, çünkü o bir yaradır. Ne kadar egoist olursan hayattan o kadar kopacaksın. Artık varoluşun akışında değilsin, sen nehirdeki bir kayasın. Buz gibi oldun; tüm sıcaklığını sevgini yitirdin. Özel bir insan sevemez. Sevecek başka özel bir insanı nasıl bulacaksın? Kendin hakkında ne düşünüyorsan başkaları hakkında da aynı şeyi düşün. Böylece ego yokolacak. Ego, kendini bir yönde başkalarını başka yönde düşünmekle yaratılan bir aldanmacadır. Bu ikiyüzlülüktür. Bu ikiyüzlülüğü bırakırsan, ego kendiliğinden ölür. Ego aldatıcıdır, kurnazdır. Sana diyecek ki: "Çok özelsin, sıradan ol." Fakat sıradanlığın içinde bileceksin ki en sıradışı sıradan sensin. Kimse senden daha sıradan olamaz. Bu tekrar aynı oyun olacak, kamufle edilmiş olarak. Kimse özel değildir; ya da herkes özeldir. Kimse sıradan değildir; ya da herkes sıradandır. Kendin hakkında ne düşünüyorsan başkaları hakkında da aynı şeyi düşün, böylece problem çözülecek. OSHO
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
||
|
|
|
|
|
#6 | ||
|
Admin.SanatForum
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 27
itibar: (0)
Mesajlar: 2,203
Tesekkür: 392
374 Mesajına 484 Tesekkür Aldı
![]() |
FARKINDALIK
Bu dünyada insanın gözlerinden daha güzel birşeye hiç rastladın mı? * * * * * Yaşam küçük şeylerden oluşur ve bütün bu küçük şeyleri farkındalığımız, uyanıklığımız, dikkatimiz aracılığıyla güzel bir edim haline dönüştürebiliriz. İşte o zaman olağan şeyler olağanüstü olacaktır. * * * * * Bir kez düşüncelerinizi ve geçmişten biriktirip getirdiğiniz tozu ardınızda bıraktığınızda, aleviniz güçlenir -temiz, net, yaşam dolu ve genç. Bütün yaşamınız, dumansız bir aleve dönüşür. Bu, farkındalıktır. * * * * * Aşk eğer bağlılığa dönüşüyorsa, sen onun aşk olduğu sanrısına kapılmışsın. * * * * * Farkındalığın eksik, o yüzden her yaptığın hüsranla sonuçlanıyor. Önce sen kendinin farkına var, sonra paylaş. Ve bu paylaşım aşk olacaktır. Ondan önce ne yaparsan yap bağlılığa dönüşecektir. Sen kendi varlığına kök saldığında, kim olduğunu bildiğinde o zaman kimselere tutunmayacaksın. Yalnızlıktan kurtulmak için girilen her çaba boşa gider. Sana gereken yalnızlığını unutturacak birşeyler değil. Sana gereken, bir gerçeğin, yani tek başınalığın farkına varmandır. Farkında olmadığımız için kendimize yabancı kalırız ve tekbaşınalığımızı yalnızlık sanarız. Ancak varsan gerçek anlamda sevebilirsin. Tekbaşınalığında varolmanın ne demek olduğunu keşfedeceksin. Hep farkında, tetikte, uyanık olman yeterli; kendi farkındalığından ibaret olman yeterli. İNSAN Zihin hiçbir zaman akıllı olamaz. Sadece zihnin olmadığı yerde akıl vardır. Yalnızca zihnin olmadığı yer orjinal ve radikaldir. Yalnızca zihinsizilik eylemci ve devrimcidir. Zihin size bir cins atıllık verir. Geçmişin anıları ve geleceğin tasarılarının yüküyle, minimumda yaşamayı sürdürürsünüz. Maksimumda yaşamazsınız. Aleviniz hayal meyal görünür. * * * * * Unutma; yaratıcı bir insan, her zaman yanlış yolları deneyecektir. Eğer her zaman bir şeyi yapmanın doğru yolunu takip edersen, asla yaratıcı olamazsın. * * * * * Istırapta bir tohum gibisindir. Coşkudaysa bir çiçek ve elbette güzel kokular rüzgâra bırakılmalıdır. * * * * * Bedeni izle. Asla onu hiçbir şekilde baskı altına almaya çalışma. Beden senin temelin. Bir kez bedenini anlamaya başlarsan mutsuzluğunun %99'u yok olup gider. Ama sen dinlemedin şimdiye kadar. Beden diyor ki; "Dur! Yeme!" Sen yemeye devam ediyorsun; beynini dinliyorsun. Beyin diyor ki; "Bu çok lezzetli hadi birazcık daha." Sen bedenini dinlemiyorsun. Beden kendini kötü hissediyor. Sen beynini dinlemeye devam ediyorsun. Ama ta çocukluğumuzdan beri beden ile ilgilenmemiz engellendi, bedenden koparıldık. Çocuk aç olduğu için ağlar ve annesi saate bakar, çünkü doktor ancak 3 saat geçtikten sonra çocuğa süt verilmesini söylemiştir. Aslında gerçek saat çocuktur ama anne saate bakmaya devam eder. Ona istediği zaman yemek verilmezse bedeninden uzaklaşmış olur. Sen de ona yemek yerine emzik veriyorsun. Ona sahte, plastik birşey veriyorsun ve çocuğun kendi bedenine karşı duyarlılığını başka yöne çekip yok ediyorsun. Beden kendi bildiğini ifade etmekten alıkonuluyor, işin içine beyin giriyor. Emzik çocuğu sakinleştirir ve çocuk uykuya dalar. Sonra saat zamanın dolduğunu söyler ve çocuğa süt vermek zorundasındır. Ama şimdi çocuk mışıl mışıl uyumaktadır, bedeni de uykudadır; onu uyandırırsın, çünkü doktor sütün şimdi verilmesi gerektiğini söylemiştir. Yeniden çocuğun doğal ritmini bozarsın. Yavaş yavaş tüm varlığını altüst edersin. Bir an gelir ki bedeniyle ilişkisi kalmamıştır. Bedeninin ne istediğini bilmez - bedeninin yemek yeyip yememeyi istediğini bilmez; bedeninin sevişmek isteyip istemediğini bilmez. Herşey dışardan gelen birşeylerle yönetilir. Gerçek aşk yaşanamaz. Sonra başka birisini arasın. Mantık çerçevesinde düşünürsün. "Belki de bu benim için doğru insan değil. Belki de o benim ruh ikizim değil. Ben onun için yaratılmadım, çünkü beni hiç çekmiyor." Sorun karşındakinde değil: ne sen ne de o bedeninizde değilsiniz. Bedenini dinle, bedenini izle. Beyin aptaldır; beden akıllıdır. * * * * * Sorumluğu topluma atmak hiçbir işe yaramaz. Hayatını kendi ellerine almak zorundasın. Yanlış koşullanmalardan arınmalısın. Yanlışı ve çocuklukta sana zikredilmiş olan hipnotik telkinleri bırakmalısın. Hepsini bırak. Hiçbirşeyle savaşma, hiçbirşeyden de kaçma. İzin ver, herşey kendi yolunda gitsin. Kendinden kaçmaya çalışma, başka biri olamazsın. Senin belli bir kaderin, bireyselliğin var. * * * * * İçerlemediğin, şikayet etmediğin zaman büyürsün, çiçeklenirsin. Kendi varlığın içinde rahatla. Tanrı böyle olmanı istedi; yoksa seni başka biri yapardı. * * * * * İlişki kurmaya başlarsan her insanda güzel birşey olduğunu görürsün. Kimse güzellikten yoksun olarak gelmez. Ve bir insanın güzelliğiyle temas kurmanın tek yolu "yakın" olmaktır. Korkuyu bırakmak, savunmaları bırakmaktır... İlk ve en öncelikli şey kendine karşı sevecen olmaktır. Katı olma, yumuşak ol. Kendine özen göster. Kendini affetmeyi öğren -yeniden ve yeniden- yetmiş kere, yüzyetmiş kere. Kendini affetmeyi öğren. Sert olma, kendine karşı çatışmacı olma. O zaman çiçek açacaksın. Ve bunun sayesinde başka bazı çiçekleri cezbedeceksin. Ve o zaman zerafeti olan, güzelliği olan, rahmeti olan bir ilişki vardır. Ve eğer böyle bir ilişki bulabilirsen ilişkin bir ibadete dönüşecek, sevgin seni kendinden geçirecek ve sevgi aracılığıyla Tanrı'nın ne olduğunu bileceksin. OSHO
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
||
|
|
|
|
|
#7 | ||
|
Admin.SanatForum
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 27
itibar: (0)
Mesajlar: 2,203
Tesekkür: 392
374 Mesajına 484 Tesekkür Aldı
![]() |
GEÇMİŞ ve ŞİMDİ
Geçmiş, şu anın bir parçasıdır. Geçmişte olduğun her şey, yapmış olduğun her— şey, şu anının bir parçasıdır. * * * * * O burada. Çocukluğun sensin. Gençliğin sensin. Yaptığın her şey hâlâ senin içinde. Yediğin yemekler, o da geçmiş. Ama şu anda kanın olmuş. Şu anda içinde dolaşıyor. Senin kemiğin olmuş, senin iliğin olmuş. Geçmişte yaşadığın sevgi geride kalmış olabilir. Ama seni değiştirmiştir. Sana yeni bir hayat görüşü vermiştir. Gözlerini açmıştır. Dün benimle birlikteydin. Bu geçmiş. Ama her şeyiyle tamamen geçmiş mi? Nasıl tamamen geçmiş olabilir? O seni değiştirdi. İçinde yeni bir kıvılcım yarattı. O kıvılcım senin bir parçan oldu. * * * * * Yaşadığın an bütün geçmişini kapsar. Ve eğer beni anlayabilirsen, yaşadığın an aynı zaman- da bütün geleceğini barındırır. Çünkü geçmiş yaşandığı anlarda seni değiştirirken, seni hazırlıyor. Ve yaşayacağın gelecek, senin şu anı nasıl yaşadığına göre şekillenecek. Şu anda nasıl yaşadığın, geleceğine çok büyük etki edecek. Şu an, bütün geçmişi kapsıyor. Ve şu an, geleceğin bütün potansiyelini taşıyor. Ama bu yüzden endişe duymana gerek yok. O zaten orada. Onu psikolojik olarak taşımak zorunda değilsin. O yükü taşımak zorunda değilsin. Eğer beni anlıyorsan, geçmişin zaten şu anda kapsandığını bilirsin. Ağaç dün çekmiş olduğu suyu düşünmez. Ama düşünse de, düşünmese de o su oradadır. Dün yapraklarına düşen güneş ışıklarını düşünmez. Ağaçlar insanlar kadar aptal değildir. Neden dünün ışınlarını düşünsün. Onlar emildi. Sindirildi. Yeşilin, kırmızının, sarının bir parçası oldu. Ağaç, bu sabahın güneşinin keyfini çıkarırken, dünün psikolojik hafızasını taşımıyor. Ama dün, onun yapraklarında, çiçeklerinde, dallarında, köklerinde, sapında bulunuyor. O orada. Ve gelecek de ortaya çıkıyor. Yarının çiçekleri olacak olan tomurcuklar orada. Yarın büyük yaprak olacak olan filizler orada. Şu an her şeyi kapsıyor. Şu an sonsuzluktur. OSHO
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
||
|
|
|
|
|
#8 | ||
|
Admin.SanatForum
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 27
itibar: (0)
Mesajlar: 2,203
Tesekkür: 392
374 Mesajına 484 Tesekkür Aldı
![]() |
MUTLULUK
Mutsuzluk yıkıcıdır; mutluluk yaratıcıdır. Sadece bir tür yaratıcılık vardır ve o da mutluluktan, neşeden, keyiften doğar. Mutluysan birşeyler yaratmak istersin - belki çocuklar için bir oyuncak, belki bir şiir, belki bir tablo, herhangi bir şey. Yaşamdan çok keyif alıyorsan bunu nasıl ifade edeceksin? Bir şey yaratırsın -öyle ya da böyle. Ama eğer mutsuzsan bir şeyleri ezip yoketmek istersin. Politikacı olmak istersin, asker olmak istersin - yıkıcı olabileceğin bir durum yaratmak istersin. … Mutlu bir insan kendine aittir. Neden herhangi bir kuruma ait olsun? Bu mutsuz bir insanın seçimidir: Bir kuruma ait olmak, bir güruhun parçası olmak. Çünkü kendi içinde bir kökeni yoktur, ait değildir - ve onda çok ama çok derin bir endişe yaratır: Ait olmalıdır: İçine kök saldığı bir kalabalığa ait olmak. İnsan sadece kendi içinde kök salmalı çünkü insanın kendinden geçen yol varoluşun ta dibine iner. Eğer bir gruba aitsen önün tıkanır; oradan sonra herhangi bir gelişim imkansızdır. Bu bir çıkmaz sokak, bir sondur. OSHO - Aşk, Özgürlük, Tek başınalık kitabından YAŞAM Yaşam bir aynadır, sizin yüzünüzü yansıtır, dostane olun, yaşam da size dostluk yansıtacaktır. * * * * * Bir insan azami noktada yaşamalıdır. En üst derecede yaşamalıdır, yoğun, tutkulu, her an ilgili- o derece ki hiç bir şeyi geride bırakmadan, sanki o an son olacakmış gibi. Her anı sanki son anmış gibi yaşayın. Herşeyi ortaya koyun, herşeyi riske atın, çok şaşıracaksınız- yaşam müthiş bir mucize olur o zaman. * * * * * "Yaşamın her ikisine de ihtiyacı vardır: dikenlere ve güllere, gündüzlere ve gecelere, mutluluğa/ mutsuzluğa, doğuma/ ölüme" * * * * * Hayat senin için önceden hazırlanmış değildir. Sen yarattığın hayatı yaşarsın; ona ne koyarsan onu alırsın. Önce ona anlam katmak zorundasın. Ona renk, müzik ve şiir katmalısın. Ancak o zaman yaşıyor olursun. * * * * * Felsefe dönüp durur; hep bir şeyler hakkındadır. Hiçbir zaman gerçeğin özüne dokunmaz. Gerçek hakkında düşünür ama gerçek hakkında düşünmek gerçeği yalancı çıkarmaya çalışmaktır. Gerçek düşülmesi değil karşılaşılması gereken bir şeydir. Gerçek inanılmamalı, yaşanmalıdır.Gerçek ortadadır! Gerçek sizsiniz, ağaçlardır gerçek, Kuşlardır gerçek, güneştir, aydır. Gerçek her yerde ve siz gözlerinizi kapıyorsunuz ve gerçeği düşünüyorsunuz? Düşünce yoldan çıkarır. Düşünmeye gerek yok. Yaşayın onu! Gerçeği yalnızca yaşayarak bilebilirsiniz. * * * * * Varoluşun acele içinde oldugunu gördün mü hiç? Mevsimler zamanında gelir, çiçekler zamanı gelince açar, ağaçlar hayat kısa diye hızla büyümek için koşuşturmazlar. Tüm varoluş yaşamın sonsuzluğunun farkında gibi görünür. * * * * * Hayattaki her şey gereklidir. Hiçbir şey gereksiz değildir, hiçbir şey gereksiz olamaz. Olmuş olan her şeyin olması gerekiyordu. Olan her ne ise, belli derin nedenler yüzünden olur. OSHO
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
||
|
|
|
|
|
#9 | ||
|
Admin.SanatForum
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 27
itibar: (0)
Mesajlar: 2,203
Tesekkür: 392
374 Mesajına 484 Tesekkür Aldı
![]() |
BENCİLLİĞİN YARARLARI
Unutma ki bencil değilsen özveride bulunamazsın. Ancak gerçekten çok bencil birisi bencillikten arınabilir. Ama bunu anlamak lazım çünkü kulağa çelişkiymiş gibi geliyor. Bencil olmak ne demek? En temel şey kendine odaklanmak. Diğeri de hep kendi mutluluğunu ön planda tutmak. Eğer kendine odaklanmışsak, her yaptığın iş bencilce olur. Gidip insanlara hizmet edebilirsin ama bu sadece hoşuna gittiği için, bundan zevk aldığın ve sana mutluluk verdiği için yaparsın - kendine yararı olduğu için. Bir görev yapmıyorsun; insanlığa hizmet ettiğin falan yok. Büyük bir fedakarlıkta bulunmuyorsun. Bunların hepsi saçma kavramlar. Sen sadece kendine göre mutlu oluyorsun - bu sana iyi geliyor. Hastaneye gidip hastalarla ilgileniyorsun, ya da fakirlere yardım ediyorsun, ama bundan hoşlanıyorsun. Bu şekilde gelişiyorsun. Mutlu ve huzurlusun, kendinden memnunsun. Kendine odaklı insan hep kendi mutluluğunu arar. İşin güzelliği de budur, çünkü sen mutluluk peşinde koştukça başkalarının mutlu olmalarına yardımcı olursun. Çünkü bu dünyada mutlu olmanın tek yolu budur. Eğer çevrendeki herkes mutsuzsa sen mutlu olamazsın çünkü insan bir ada değildir. İnsan büyük bir kıtanın bir parçasıdır. Mutlu olmayı istiyorsan etrafındakilerin mutlu olmalarına yardımcı olman gerekiyor. O zaman - ve ancak o zaman- sen de mutlu olabilirsin. Çevrende mutluluk atmosferi yaratmalısın. Eğer herkes mutsuzsa sen nasıl mutlu olabilirsin? Etkilenirsin. Sen taş değilsin, gayet hassas bir varlıksın, çok duyarlısın. Eğer etrafındaki herkes mutsuzsa onların mutsuzluğu seni etkileyecektir. Mutsuzluk herhangi bir hastalık kadar bulaşıcıdır. Eğer başkalarının mutlu olmalarına yardımcı olursan sonunda mutlu olmak için kendine yardımcı olmuş olursun. Mutluluğu ile yakından ilgili bir kimse hep başkalarının mutluluğu ile de ilgilenir - ama onlar için değil. Aslında o kendini düşünür, o nedenle onlara yardımcı olur. Eğer dünyadaki herkese bencil olmaları öğretilse tüm dünya mutlu olacak. Mutsuzluk olanaksız olacak. Herkese bencil olmayı öğretsinler - bundan bencilliğin tam tersi doğacaktır. Sonuçta bu da bencillik ile aynı şeydir - başta öyle değilmiş gibi gelebilir, ama eninde sonunda seni tatmin etmeye yarayacaktır. Ve o zaman mutluluk çoğaltılabilir: Etrafında ne kadar mutlu insan varsa senin payına da o kadar mutluluk düşer. Şahane şekilde mutlu olabilirsin. Ve mutlu insan öyle mutludur ki mutlu olmak adına rahat bırakılmak ister. Kendi özel hayatının korunmasını ister. Çiçeklerle ve şiirle ve müzikle yaşamak ister. Ne diye savaşa gitsin, öldürsün ve öldürülsün? OSHO
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
||
|
|
|
|
|
#10 | ||
|
Admin.SanatForum
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 27
itibar: (0)
Mesajlar: 2,203
Tesekkür: 392
374 Mesajına 484 Tesekkür Aldı
![]() |
CESARET
Gerçek insanları sevmek zordur çünkü gerçek bir insan, senin beklentilerini ger-? çekleştirmeyecektir. Böyle bir amacı yok. O, bir başkasının beklentilerini gerçekleştirmek için yaşamıyor, kendi hayatını yaşamak zorunda. Ve ne zaman sana karşı olan yada senin duygu, düşünce ve varlığınla uyum içinde olmayan bir alana kayarsa, bu sevgi zorlanıyor. Sevgiyi düşünmek çok kolaydır. Sevmek çok zordur. Bütün dünyayı sevmek çok kolaydır. Asıl zor olan tek bir insanı sevmektir. Tanrı’yı yada insanoğlunu sevmek çok kolaydır. Asıl sorun gerçek bir insanla karşılaştığın zaman yaşanır. Onunla birlikte yürümek için büyük değişimler geçirmek, büyük mücadeleler vermek zorundasın. O senin kölen olmayacak ve sen de ona köle olmayacaksın. Asıl sorun da buradan kaynak- lanıyor. Eğer sen bir köle olacaksan, yada o köle olacaksa ortada bir sorun yok. Asıl sorun kimsenin bu dünyaya kölelik yapmak için gelmemiş olması. Kimse köle olamaz. Herkes özgür bir bireydir ... bütün varlık özgürlükten oluşur. İnsan özgürlüktür. Unutma ... bu gerçek bir sorun, senin şahsınla ilgili bir şey değil. Sorun, sevgi olgusuyla ilgilidir. Bunu şahsi bir soruna dönüştürme, yoksa çok zorlanırsın. Herkes az yada çok aynı sorunla karşılaşmak zorunda. Sevgide zorluk yaşamamış tek bir insanla bile karşılaşmadım. Bunun sevgiyle bir ilgisi var, sevgi dünyasıyla. İlişkinin kendisi seni sorun çıkartacak durumlara getiriyor; ve onları yaşamak iyidir. Doğu’ da, insanlar bu zorlukları görüp kaçmayı tercih etti. Sevgilerini inkâr etmeye, reddetmeye başladılar. Sevgisiz oldular ve buna ‘kimseye bağlanmamak’ dediler. Zamanla cesetlere dönüştüler. Sevgi Doğu’da neredeyse tamamen kayboldu ve sadece meditasyon kaldı. Meditasyon, kendi yalnızlığında kendini iyi hissetmen anlamına gelir. Meditasyon sadece kendinle ilgilendiğin anlamına gelir. Tek başına bütün çemberini tamamladığın için, onun dışına çıkmadığın anlamına gelir. Tabii sorunlarının yüzde doksan dokuzu çözülür ... ama çok büyük bir bedel karşılığında. Artık daha az sorunlu olacaksın. Doğu insanı daha az endişeli, daha az gergindir; neredeyse kendi iç mağarasında, gözleri kapalı, korunmuş bir şekilde yaşar. Enerjisinin hareket etmesine izin vermez. Kısa devre yapar; küçük bir enerji kendi varlığı içinde dolaşır ve o mutlu olur. Ama bu mutluluk biraz ölü. Mutluluğu bir kutlama, bir coşku değil. Buna en fazla ‘mutsuzluk değil’ diyebilirsin. Ancak olumsuz bir şeyle kıyaslayarak konuşa- bilirsin. Bir hastalığın yok diye kendini sağlıklı ilan etmek gibi. Ama bu, gerçek sağlık sayılmaz. Sağlığın olumlu bir tarafı olmalı, varlığıyla ışıldamalı; o sadece hastalıksız olmak değil. Bu açıdan bakınca ölü bir beden bile sağlıklı sayılır, çünkü hasta değil. * * * * * Cesaret, bilinmeyen için bilineni riske etmektir; tanıdık olmayan için tanıdık olanı, konforsuzluk için konforlu olanı, bilinmeyen bir varış noktası için herkesin bildiği göç yollarını terk etmek demektir. BÜTÜNÜ KABULLENMEK Kendini reddeden bir insan, dünyayı da reddeder. Kendini reddeden insan Tanrıyı da reddeder. Seni yaratan Tanrıyı nasıl kabul edebilirsin ki? Kendini kabul ettiğin anda, herşey kabul edilmiştir. Herşey olması gerektiği gibidir. O zaman "olması gerektiği gibi" ile "şuan olan" arasında fark yoktur. "Olması gereken", "şuan olan" olur. Ve birden bir kutlama yükselir. O nedenle KABUL ET... Kabul et... Çünkü herhangi birşeyi reddedersen gerginleşeceksin. Rahatlamak istersen kabul etmek bunun yoludur. Etrafında olan herşeyi kabul et; bırak o organik bir bütün haline gelsin. Bu böyledir, herşey birbiri ile ilişkilidir. Hayatı kontrol etmeye, yönlendirmeye çalışma. Bırak hayat seni yönlendirsin, kontrol etsin. Sadece teslim ol. "Ben yokum" de. Hayata tam güç ver ve onunla ol. Sorumluluğun bütünde olmasına izin ver. Sen sadece onun götürdüğü yere git. Odaklanıp plan yapmaya çalışma ve belli hedefleri isteme; çünkü o zaman hayal kırıklığı olur, sertleşirsein, canlı olma fırsatını kaçırırsın. Sen sadece okyanustaki bir damlasın. Bir damla okyanusu nasıl kontrol edebilir? O nedenle bırak bütün seni ele geçirsin. OSHO
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
||
|
|
|
![]() |
| Bu Konuyu Paylaşın ! |
| Etiketler |
| cesaret, ego, extrem ogretiler, farkindalik, kabullenmek, ofke uzerine, osho biyografi, osho felsefesi, osho kimdir, osho ogretileri, yeni dunya inanclari, zen yolu tasavvuf yolu |
| Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|