SanatForum »HoşGeldiniz »SanatForum - Giriş »Üyelerle Röportajlar » No:1 -- Felixtigra Özel Röportaj

No:1 -- Felixtigra Özel Röportaj


SanatForum sitesindeki Üyelerle Röportajlar - kategorisi altındaki No:1 -- Felixtigra Özel Röportaj isimli konuyu görüntülemektesiniz.


Cevapla
 
Geri İzleme Seçenekler Stil
Eski 6. July 2011   #1
Administrator
joyous - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 7. February 2010
itibar: (1)
Mesajlar: 724
Tesekkür: 324
158 Mesajına 213 Tesekkür Aldı
joyous is on a distinguished road
Arrow No:1 -- Felixtigra Özel Röportaj

joyous: Merhaba felixtigra, öncelikle SanatForum'daki takma adından biraz bahsedelim nedir anlamı, ne ifade ediyor senin için ?

feliXtigra: Merhaba Joyous. Takma adım, feliXtigra, aslında latince'de kaplan anlamına gelen “tigris” ve biyolojide türlerin sınıflandırılmasında kedi türleri içinde kaplanı tanımlamak için kullanılan “felis tigris” kelimesinden 1997 yılı civarlarında türeterek internet ortamında kullanmaya başladığım bir kelime. Kelimenin orjinali felis tigris olmasına karşın, felixtigra da yanlış bir kelime sayılmaz. "felix" bazı dillerde kedi anlamına gelmektedir, "tigra" da hemen tanıyacağınız üzere İngilizce'de kaplan'a karşılık gelmektedir.
Bu kullanıcı adını google'a yazdığınızda karşınıza çıkan sonuçların en az %95'inin benimle ilişkili sayfalar olduğunu görebilirsiniz. Diğer %5'lik kısmı ise, bu adı benden görerek kullanmış olduklarını düşündüğüm bir iki kişi oluşturuyor.
Anlamına gelince, kelimenin kendi anlamından daha öte bir anlamı yok aslında, yani "kaplan". İlk önce felixtigra kelimesini sevdim; henüz ortaokulda ve 13 yaşlarımda idim. Daha sonra da kaplanın kendisini sevmeye başladım. Sonrasında ise zamanla gelişen kişiliğimi tanımaya başladıkça, basit anlamda tıpkı bu hayvana benzer bir yaşam şeklimin oluşmaya başladığına tanık oldum. Doğada bir kaplan daima yalnız yaşar ve yalnız avlanır, kimseye bağımlı değildir, uzaktır ve soğuk görünür. Buna karşın oldukça sıcak bir doğası vardır aslında. Güçlüdür, hem de karada yaşayan yaratıklar arasında ciddiye alınması gereken güçte bir karakter, büyük kediler içerisinde ise en güçlüsüdür. Fakat sahip olduğu bu gücü, onu tek başına avlanırken görebilirsiniz yalnızca. Bunun dışında oldukça uysal bir doğası vardır ve çok insanlar bu hayvanı sever. Güzel bir yaratıktır kaplan.



joyous: Okurlarımızın seni tanıması için kendinden de kısaca bahseder misin lütfen?

feliXtigra: 1984 yılında Bolu'da doğdum, iki buçuk yaşımda iken babamın görevi neticesinde Yozgat'ın Çayıralan adlı çok küçük bir ilçesine taşındık, 3 sene orada yaşadıktan sonra aynı sebepten ötürü bu sefer Aydın'ın Çine ilçesine taşındık ve burada dört yıl kaldık. Sonunda Aydın'a yerleştik ve 8 sene de orada yaşadım. Aydın'da Anadolu Lisesi'nden mezun olduktan sonra Akdeniz Üniversitesi İşletme Bölümü'nü kazanarak Antalya'ya taşındım. Tüm fakülte yaşamım boyunca tek başıma yaşadım. Ne bir ev arkadaşım oldu, ne de tek bir gece yurtta kaldım. Bu durumun benim tüm bu yıllar ve geleceğim üzerinde dramatik değişimlere ve gelişmelere sebep olmuş olan bir mekanizma olduğuna inanırım. Okul bir türlü bitmeyince işletmenin etken değil, edilgen bir eylem olduğunu, dolayısı ise ben firmaları ve şirketleri işletme hayalleri kurarken aslında sistem içerisinde nasıl da işletilmekte olduğumun (ve de olduğumuzun) farkına vardım. Kafam bir hayli karışmaya başlamıştı. Üniversite ve fakülte içindeki çarpıklıklara ve anlam veremediğim bir çok şeye daha fazla tahammül edemeyince ve bunlara yaşamımda gelişen diğer bazı olumsuz sebepler de eşlik edince, burada sürdürdüğüm eğitimime belirsiz bir süre ile ara verip, açık öğretim üzerinden seçtiğim Kamu Yönetimi bölümü ile eğititimime devam etmeye (daha doğru bir anlatım ile sıfırdan başlamaya) karar verdim. Bu bölüme halen devam etmekle birlikte, ara vermiş olduğum İşletme bölümüne önümüzdeki eğitim yılında kaldığım yerden devam etmek için başvurularımı tamamlamış bulunmaktayım.
Çeşitli işlerde tecrübe edindim: turizm, banka, web, çevirmenlik... Yaşadığım yerden oldukça uzak bir turistik balıkçı kasabasında bir kırtasiyede altı ay fotokopi çekip, oyuncak sattım, çocukların toplarını şişirdim. Şimdi ise Antalya'da yakın bir zamanda açılan bir plaza otelin güvenlik departmanında özel güvenlik görevlisi olarak çalışmaya devam etmekteyim.
Okumayı severim, nefes almasam da olur ama düzenli olarak müzik dinlemezsem ölebilirim. Arkadaşlarım ve her hangi bir yerde, herhangi bir zamanda beni tanıyan insanlar çok sakin, nazik, titiz, anlayışlı, kibar vs.. olduğumu söylerler; bir de tepkilerinden ve bana karşı olan davranışlarından zaman zaman beni tuhaf ve farklı karşıladıklarına dair ipuçları elde ediyorum. Doğru olabilir, fakat ben bunlarla birlikte içimde fazlasının olduğunu da hissediyorum, "karşıtlarının". Dışardan tarifim bu şekilde, içerden tarifim ise bende bir muamma. Sürekli değişiyoruz ve kendimizi tanımak, tanıtabilmek, kim olduğumuzu ve neye dönüşmekte olduğumuzu bilebilmek için sürekli olarak kendimizi gözlemlememiz ve anlamaya çalışmamız gerekiyor.



joyous: SanatForum'da paylaştığın pek çok eserde şiirlerinin ağırlıklı bir paya sahip olduğunu görüyoruz. Peki senin için ne ifade ediyor şiir.

feliXtigra: Ben de mümkün olduğunca az şiirimi yayınlamaya çalışıyordum bunca zamandır, demek ağırlığını hissettirecek kadar şiirimi paylaşmışım. Tepkiler doğrultusunda yavaş yavaş yayınlamaya çalışıyorum SanatForum'da şiirlerimi.
Zaman zaman bir şeyler yazdığım olsa da, şiir aslında son zamanlarda artık üzerinde çok yoğunlaştığım bir alan değil. Son bir kaç yılı da pek hesaba katmazsak evet, şiirin kabaca geçmiş 10 yılıma damgasını vurduğu söylenebilir.

Şiir basit ve genel anlamda aşkı, hüznü, duyguları ifade etmenin estetik ve kimi zaman kafiyeli bir yolu olsa da, benim için bundan biraz daha fazlası oldu çoğu zaman. Başlarda ben de "aşk" teması ile çıktım yola. Aşık oldum, sudan çıkmış balığa döndüm, çok tuhaf bir durumdu. O gece uyuyamayınca ve zihnimde hiç tanımadığım duygular ve hisler oluşmaya başlayınca bunu daha fazla taşıyamamış olacağım ki, bir kağıt ve bir kalem aldım elime ve dökülmeye başladı ilk satırlar kendiliğinden; gece, yıldızlar, o, aşk... Böyle başladım işte şiir yazmaya.
Daha sonraları ise şiir, kendimi tanımak için bir ayna oldu bana. Aklıma gelen her konuda, her türlü duygu ve düşünce üzerine, hatta cinsiyetini dikkate almaksızın pek çok arkadaşım için şiir yazdım. Bu arkadaşlarımım kimisi bundan haberdardır, kimisi değildir. Neyse, şiir yazma eylemi çok kısa süre içinde, dinlediğim müzik türünün de etkisi ile, bir İngilizce antreman alanına dönüştü benim için. Ergen yaşlarımda şiir yazmaya başladıktan kısa bir süre sonra sadece İngilizce şiirler yazmaya başladım ve bu, hayatımın en güzel şeyi (eşim) ile karşılaşıncaya kadar sürdü. Bu noktadan sonra ise yeniden Türkçe şiirler yazmaya başladım. Bir dönemim yalnızca şiir yazmakla geçti diyebilirim. Yazdıkça ve okudukça kendimi daha iyi anlamaya başladım, yazdıklarım benden hep ileride idi çünkü. Yazının, buradaki anlamı ile "şiirin" sahip olduğu bilgi ve duygu ve hatta bakış açısı, yazıldığı anda kolaylıkla kavranamayacak düzeyde oluyor. Bunu ancak çok zaman sonra kaçıncı tekrar sonrasında yeniden o şiiri okuduğumda anlıyorum. Şiirin bana yaşamda estetik ile ve doğru ifade gücü kazandırdığına inanıyorum. Aslında şiir yazmaya ilkokul ikide başladım ve bu şiirlerimin bulunduğu defteri hala saklarım. Şimdi düşündüm de, bir ara bunlardan da paylaşmalıyım SanatForum'da. Bu şiirleri okuduğunuzda gülmekten karnınızı tutacağınıza garanti veriyorum.



joyous: Peki ya düz yazılar, ileride yazılı basında yayınlamayı düşündüğün projelerin var mı?

feliXtigra: Düz yazılarımın tarzı konusunda arzuladığım çeşitliliğe ve üretkenliğe sahip olduğumu düşünmüyorum şu dönem itibarı ile. Şimdiye dek bir dizi deneme yazım ve SanatForum'un etkisi ile test yayını şeklinde bazı konularda ele aldığım bir kaç köşe yazım forumun ilgili alanlarında mevcut. Hatta anı ve gezi yazısı konusuna da el atma fırsatı verdi bana SanatForum. Özellikle bu türlerde yazmak gerçekten çok hoşuma gitti. Çünkü içinde hem fotoğraf var, hem gezi; daha çok samimiyet ve daha çok paylaşım ve de bol eğlence. Bunun yanında söyleşiye de oldukça merakım var. Bu tarzda çeşitli zamanlarda çeşitli kişilerle yaptığım ve dosyalarını sakladığım bir dizi yazı da mevcut elimde. Bu konuda yıllar içinde en çok seninle iletişimde bulunduğumuzu ve döküman üretmiş olduğumu da belirtmeliyim.
Sorunun cevabına gelince sevgili Joyous; evet, gelecekte hemen hemen tüm türlerdeki yazılarımı derleyeceğim bir kitap dökümanı hazırlamak ve yayınlamak istiyorum. Bu istek, basit ve hazırlıksız bir istekten biraz daha öte diyebilirim. Yıllardır ürettiğim her türlü yazımı büyük itina ile düzenliyor, arşivliyor, tekrar tekrar okuyup ifadede ve yazımda düzeltecek hatalar arıyor, tüm bu yazılar ile yapabileceklerimin bir listesini zihnimde oluşturuyorum. Bir gün böyle bir kitap yayınlamayı başarabilirsem eğer, içinde size tanıdık görünebilecek yazılarla da karşılaşabileceğiniz ipucunu verebilirim. Bu elbette, tüm türlerdeki yazılarımı topladığım ve derlediğim bir kitap olarak bir ön adım olacak. Asıl büyük projem bundan sonra atmayı planladığım adım. Yeni baştan ve belli bir konu üzerine yazmayı istediğim, muhtemelen deneme türünde, ilk kelimesinden son cümlesine kadar orjinal olacak bir kitap. Zaman zaman ilk cümlem nasıl olacak diye düşünüp, neler yazacağıma dair merak duyuyorum. Bu biraz tuhafıma gidiyor.

joyous: Neler okursun? Takip ettiğin yazarları ve tarzları öğrenebilir miyiz?

feliXtigra: Neler okuduğum sorusuna vereceğim yanıt tam olarak içinde bulunduğumuz zamanın şartlarını ortaya koymayacak. Sebebi ise, hayatta pek çok konuda da benzer şekilde davrandığım şekilde, okuma konusunda da hep belli dönemlerde belli şeylere odaklanmış olmam. Dönemler ile okuduğum türleri bir çizelgeye koysak; ilkokulda çizgiroman; ortaokulda okul kitapları ve okumakta zorlandığım bazı yetişkin romanları; lisede Stephen King'den ibaret bir tür olarak roman, Selçuk Erdem ve karikatür, aylık mizah yayınları, otomobil dergileri (bunun, o zamanlarda okuduğum türler arasında kapladığı alanın ciddi boyutlarda olduğunu itiraf etmeliyim), Orhan Veli başucu kitabım olmak üzere şiir kitapları; Üniversitede ise bilimsel içeriği yoğun olanlar ağırlıkta olmak üzere her türlü süreli yayınlar, konusu ve içeriği bakımından bilim, psikoloji, felsefe, roman, şiir, kişisel gelişim, vücut geliştirme sporu (o dönembu sporla yoğun bir ilişki içerisinde olduğum için bu sporu doğru yapabilmek adına hatrı sayılır mikarda olmak üzere) kitapları okumayı sürdürdüm.
Bir dönem, pek çok farklı konu üzerinde insan üstü bir yoğunlukla okuduğum ve edindiğim bilgiler üzerine düşünüp onları idrak etmek kolay olmadığı için bu dönem sonrasında bir boşluk oldu yaşamımda. Bir süre pek az şey okudum, bu sefer de uzunca bir dönem insan üstü bir yoğunlukla belleğime ve zihnime yüklediğim bu girdileri düşünmeye ve yeni sentezler ile düşünceler üretmeye başladım. Sonrasında denge kendini bulmaya başladı, hem düşünmeye hem de bir şeyler okumaya vakit ayırabilmeye başladım.
Son bir yıl içinde ağırlıklı olarak yazılı medyada günlük ve haftalık olarak üretilmekte olan kaynakları okumakla dolduruyorum zaman kısıtı içindeki okuma kontenjanımı. Geçtiğimiz kış boyunca pek çok konuda kitap ve düşünce ağırlıklı yayınlar okumakla geçirdim günlerimi. Şu günlerde ise, işten kalan zamanlardımda daha çok internet üzerinden gazeteleri takip ediyor, ihtiyaç duyduğum konular hakkındaki kaynakları okuyorum.
Takip ettiğim yazarlar arasında, Paulo Coelho, Richard Dawkins (bu yazarın ayrıca kendi çektiği belgeselleri de takip ederim), Dan Brown, Osho Kitapları, Robin Sharma (bu yazarın günümüzde bir takipçisi olmasam da popüler olduğu dönemlerde çok yakın bir takipçisi idim ve en az beş tane kitabını okumuştum), Irvin D. Yalom bulunmakta. Bunun yanında sevdiğim yayınlar da vardır, mesela Tübitak, NTV ve Say Yayınları bunların başında gelen şu an aklımdaki yayınevleri.

joyous: Edebiyat dışında fotoğrafla da ilgili olduğunu biliyoruz. Bu uğraşından da bahsedelim istersen.

feliXtigra: Fotoğraf çekmek nerde ve nasıl başlar, önce bunu düşünüyorum da... Sanırım dünyayı görmeye başlayınca, elde edilen bu çok kıymetli ve bir daha sahip olunması meçhul fırsatı belgelemek ve ölümsüzleştirmek için güdülenmek ile başlıyor fotoğraf çekmek. Burada ele aldığım "dünya" olgusu her zaman temel anlamı ile enine boyuna dünya küresini temsil etmeyebilir. Herkesin dünyası farklı olmakla birlikte, sahip olunan ömür içerisinde dünya adına görülebilecekler birbirinden çok farklı olabilir. Kimisi yaşadığı şehri bile tam olarak bilmez, kimi ise dünyada kaç ülkeyi kaçıncı kez turlamakta ve yeni yerleri görmeye de devam etmektedir. Bende fotoğraf çekme arzusu ya da eylemi nasıl başladı sorusuna gelirsek; ortaokuldan mezun olduğum yaz, kendisi deneyimli ve bu konuda o zamanlar ismi çok yaygın bir arkeolog-rehber olan dayım beni yaz tatili hediyesi olarak iki haftalığına yanına aldı ve yönetmekte olduğu bir Batı Türkiye turuna dahil etti (bundan önce de ilkokuldan mezun olduğumda da yine onun yanına Antalya'ya gelmiş ve günlük turlarına katılarak pek çok yer gezmiştim). O zaman bu Batı Türkiye turu, benim için şu an tam bir Avrupa turuna denk düşebilecek bir heyecan idi. Gezmediğim şehir, görmediğim tarihi yer, bina, müze kalmamıştı. Şu an bile böyle zengin bir tura çıkabilmenin maddi ve manevi değeri beni etkiler. İşte, böyle büyük ve heyecanlı bir gezide çektiğim fotoğraflar ile belgeledim gezdiğim, gördüğüm yerleri, öğrendiklerimi, yaşadığım heyecanı ve arkadaşlarımla paylaştım tüm bunları. Sonrasında ise o eski tip fotoğraf makinem ile yine gittiğim her yerde, tatillerde, okulda, partilerde, arkadaşlarımı da içine alarak ölümsüzleştirdim yaşadığım güzel anıları. Biriktirdiğim albümlere o kadar sık bakar ve diğer sevdiklerime gösterirdim ki, bu eylem bile o zamanlarda bende başlı başına bir geçmişe aşırı özlem duyma hali yaratmaya yetmişti. Üniversite yıllarımda da devam ettim her güzel anımı fotoğraflamaya. Daha sonra bu basit, "anı ölümsüzleştirmek" amacı, dijital kameraların yaygınlaşması ve elde edilebilirliğinin kolaylaşması ile kendini bir adım öteye taşıyarak fotoğraf çekme eyleminin kendisine yöneldi. O vakit ben de tutmadım kendimi ve sokağa çıktım. Gördüğüm her şeyin fotoğrafını çekmeye başladım -nasıl yapmam gerektiğini falan da bilmeden (hala bir şey bildiğimi iddia ediyor değilim bu arada). Bir çiçek buldum, bir böcek gördüm, bastım düğmeye. Dağları çektim, denizleri çektim, sahildeki taşlarla yazı yazdım, onu çektim. Güneş her gün batıyor, ölümsüzleştirmeye gerek yok, lakin her güneş batışında başka bir sen vardır artık orada ve güneş aynı batsa da kareye işleyen görüntü, çok küçük de olsa gün be gün bakış açının nasıl değiştiğini ve ilerlediğini de gösterir aynı zamanda. Bu nedenle gün batımlarında denklanşöre basmayı hiç ihmal etmedim.
İşte böyle başladım fotoğraf çekmeye. Bir süredir ara vermiş gibi görünüyorum bu hobime, kendimi bu konuda daha çok geliştirmem, ve daha önemlisi gelişmiş bir model kamera almam gerekiyor zira. Bir nevi tıkanıklık yaşadığım söylenebilir yani. Zamanla bu şartları da gerçekleştirip daha üstün nitelikli çalışmalar yapabilmeyi umuyorum.



joyous: Peki felixtigra geleceğe nasıl bakıyor? Neler yapmayı planlıyor, ideallerinden bahsedebilir misin birazda?

feliXtigra: Geleceğe umutla bakıyorum ( ah hayır, başka bir cevabı yok mudur bu sorunun? hep aynı klişe cevap değil mi?). Fakat durum bu, yine de umutla bakabilmek yaşamsal önemdedir hayata, her şeye rağmen. Gelecekte yaşanacak tek bir güzel gün dahi varsa, ona ulaşmaya çalışmalı. Son ve çaresizlik öyle ya da böyle nasıl olsa bulacak bizi, bu yüzden hala vakit varken gülebilmeli, keyif alabilmeli, geleceğe, ona inanarakbakabilmeli. Ben de böyle yapıyorum. Fazla umursamamaya çalışıyorum bazı şeyleri. Evet, kimi zaman zor olabiliyor bunu başarmak. Onlardan da, bu konuda bana verecekleri dersleri irdeleyerek faydalanmayı seçiyorum. Nietzsche'nin özlü sözü: "Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir." anlayışını uyguluyorum kendime. Yapmayı planladığım öyle fazlaca bir şey yok. Değindiğim gibi, bir kitap yazmayı çok istiyorum. Yazmayı ve yayınlayabilmeyi elbette. Çünkü elimde ikiyüz sayfa civarında hazır bir şiir kitabı dökümanı var, fakat yaptığım araştırmalar ve küçük girişimler neticesinde yayınlatabilmeyi, ya da en azından kendim bir miktar bastırıp dağıtabilmeyi (maddi engeller nedeni ile) başaramadım. Metinleri kitlelere ulaştırıp zihinlere nüfuz edebilmek, sadece yazmaktan ve ve bu yazıları bir dosya olarak saklamaktan çok çok daha önemli. İdealim ( yeni evlendim biliyorsunuz), çok sevdiğim eşim ile huzurlu, mutlu ve kendimize yeten bir yaşam sürebilmek, sevdiklerimizle, arkadaşlarımızla bir araya gelip hoşça zamanlar geçirebilmek, yapmaktan keyif duyduğumuz aktiviteler için fırsatlar elde edebilmek, öğrenmek, farklı olanı tanımak, gelişmek ve sürekli öğrenmeye devam etmek.
İdeal ise, evet bir idealim var, ölmeden önce dünyayı görebilmek, hem de öyle bir kaç hafta için değil. Tüm dünyayı değilse de, çok merak ettiğim üç beş ülkeyi uzun uzun gezmek ve bunlardan birisinde (bundan fazlasına da razıyım) uzun bir dönem yaşamak, barış içinde, içsel barış ve dünya barışı içinde...

joyous: Son olarak, SanatForum'un senin için ne ifade ettiğini öğrenmek isteriz.

feliXtigra: Bana kendimi fade ediyor. İçindeki sevdiklerim ile, tanıdıklarım ve tanımadıklarım ile, öğrenmek istediklerim ile, paylaşmak istediklerim ile, tartışmak istediklerim ile, şimdi olmasa da bir gün geri dönüp bakmak üzere sakladıklarım ile, düşündüklerim, düşünmekte olduklarım ve düşüneceklerim ile; yaptıklarım, yapmakta olduklarım ve yapacaklarım ile manevi ve sosyal dünyamı yansıttığım çok özeltürden bir çiçek, bir çocuk, bir dost SanatForum benim için, ilgi ve iletişim ile gitgide büyüyen... SanatForum'un atası (yeninesiliz.com) bana hayatımı verdi, şimdi de ben ona hayat vermek istiyorum. Hem kimselerin olmadığı, sığındığım bir ücra köşe; hem de tüm partilerin ve toplantıların gerçekleştiği cıvıl cıvıl bir şehir meydanı benim için SanatForum, içimdeki özel bir köşe.

joyous: Bize vakit ayırıp benliğini ve yüreğini bizlerle paylaştığın için teşekkür ederiz.

feliXtigra: Ben teşekkür ederim, kısacık sorularınıza karşın benim uzun, upuzun ve devrik cümlelerimi dinleme (ve okuma) zahmetine katlandığınız için. Dedim ya, yazılar, içimdekilerden, zihnimde dolaşan düşüncelerden ötedir diye. Bu sohbet ile burada ifade ettiklerim bile inanıyorum ki, bir gün tekrar bu yazıyı okuduğumda bana yol gösterecek sorular ve onlara verilmiş cevaplar içeriyor olacak. Bana bu fırsatı da verdiğin için ayrıca teşekkür ederim Joyous.
Attached Thumbnails
No:1 -- Felixtigra Özel Röportaj-dsc02354_576x768jpg   No:1 -- Felixtigra Özel Röportaj-ss850810_576x768jpg   No:1 -- Felixtigra Özel Röportaj-ss855065_576x768jpg   No:1 -- Felixtigra Özel Röportaj-resim5jpg  
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...][Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Konu feliXtigra tarafından (7. July 2011 Saat 02:54 ) değiştirilmiştir.
şu an Offline  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
joyous Adlı üyeye Bu Mesaj İçin Tesekkür Eden 2 Kişi:
baykuş (20. September 2011), nedo (7. July 2011)
Google Reklamları
Eski 18. September 2011   #2
Administrator
joyous - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 7. February 2010
itibar: (1)
Mesajlar: 724
Tesekkür: 324
158 Mesajına 213 Tesekkür Aldı
joyous is on a distinguished road
Standart

Özledik seni felix, nerelerdesin
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...][Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
şu an Offline  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Eski 18. September 2011   #3
Admin.SanatForum
feliXtigra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 2. May 2010
Bulunduğu Yer: Antalya
Yaş: 28
itibar: (0)
Mesajlar: 2,287
Tesekkür: 422
401 Mesajına 518 Tesekkür Aldı
feliXtigra is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
joyous Nickli Üyeden Alıntı Mesajı Görüntüle
Özledik seni felix, nerelerdesin
Hayat sorumlulukları içinde hızla sürükleniyorum Joyous... İnternette oyalanmak şöyle dursun, bilgisayarı açmaya, hatta oturmaya bile pek vaktim yok. Kısa zaman içinde geri döneceğim. Ben de özledim sizi. SanatForum'u sahipsiz bırakmayın, bana destek olun, bu bana yeter.

Yeni bir röportajın vakti geldi diye düşünüyorum artık Joy. Sevgili nedo'yu, forumun ilk vazgeçilmezlerinden birisi olarak sıradaki röportaj adayı olarak düşündüğünden eminim Buna dair hazırlayacağınız yazıyı sabırsızlıkla bekliyorum.

Sevgiler...
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
şu an Offline  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Eski 20. September 2011   #4
SanatForum Baykuşu
baykuş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik Tarihi: 26. April 2011
Bulunduğu Yer: tekirdağ/çorlu
Yaş: 28
itibar: (0)
Mesajlar: 204
Tesekkür: 426
84 Mesajına 130 Tesekkür Aldı
baykuş is on a distinguished road
Thumbs up

Çok güzel bir çalışma olmuş sevgili joy,arkadaşım felix i bir kez daha hem de bilmediğim birçok yönüyle tanımış ve anlamış oldum . Felixin de dediği gibi devam ettirilebilir bir çalışma,sanatforum a emeğini vermiş arkadaşlarımızı tanımak gerçekten çok güzel ve bir o kadar da heyecan verici olacak .
__________________
WELLCOME TO THE DESERT OF THE REAL
şu an Offline  
Digg this Post!Bookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
baykuş Kullanıcısına Bu Mesaj İçin Tesekkür Edenler:
joyous (20. September 2011)
Cevapla

Bu Konuyu Paylaşın !

Etiketler
roportaj, soylesi


Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Bulunmamaktadır
Cevap Yazma Yetkiniz Bulunmamaktadır
Eklenti Yükleme Yetkiniz Bulunmamaktadır
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Bulunmamaktadır

BB code is Açık
İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum Saati: 06:27. Zaman dilimi GMT +4 Olarak Ayarlanmıştır.
Powered by vBulletin™ Version 3.8.4
Copyright © 2012 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC3
SanatForum Licenced To SanatForum
SanatForum ; Düşünen ve üreten insanları bu uğraşlarından vazgeçirmeye çabalayan; toplumda yaşayan bireylerin ortak hareket ederek birbirlerine kenetlenmelerini istemeyen, toplumun neredeyse tamamını belirli araçlarla adeta uyuşturmaya çalışan bir sistem ve düzen içerisinde dahi hala inatla ve korkusuzca düşünen ve üreten insanlara ithaf edilmiştir.
Edebiyat